| Yazar | : | Halil Bezmen |
| İsbn | : | 9786054751419 |
| Yayın Tarihi | : | Mayıs, 2013 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 446 |
| Ölçü | : | 13,5 x 21 cm |
| Yayınevi | : | Artunas Yayıncılık |
Osmanlı'nın son dönemlerinde çok aktif bir isim olan Prens Sabahaddin, Halil Bezmen tarafından kaleme alınan "Prens Sabahattin'in Saklı Hayat(lar)ı" ile yeniden gündeme geldi. Sultan II. Abdülhamit'in yeğeni olan ve padişahla görüşleri ters düşen, iyi eğitimli bu hanedan üyesi olan, yaşamının son dönemlerini İsviçre'nin Neuchatel Kantonu'nda geçirmiş ve orada hayata veda etmiş. Adem-i Merkeziyetçilik fikrini ortaya atan kişi olarak da tanınan Prens Sabahaddin için yazar Halil Bezmen, onun görüşlerinin "bölücülük" olarak kabul edildiğinin altını çizerken, bu tanımın gene onunla doğduğunu belirtiyor.
1878 yılında İstanbul'da doğan Prens Sabahaddin, 1948 yılında İsviçre'de ölmüş. Sosyoloji alanında çalışma yapan ilk Türk aydınlarından biri olarak kabul edilen hanedan üyesi, "Adem-i Merkeziyetçilik" adını verdiği siyasi düşünceyi savundu. II. Meşrutiyet'in ilanından sonra imparatorluğu yöneten İttihat ve Terakki'ye yönelen muhalefetin düşünsel önderliğini yaptı. Türk siyasi tarihinin ilk muhalefet partisi olan Osmanlı Ahrar Fırkası'nın kurucusu olan Prens Sabahaddin, 1900'de Jön Türkler'in bir kongre düzenlemesi fikrini ortaya attı ve II. Abdülhamit'in İngilizler yardımıyla düşürülmesi fikrini savundu. Bir ihtilal sonucu düşmesini istediği Abdülhamit yönetiminin yerine yerli ve yabancı burjuvazinin işbirliğine dayanan, merkezi olmayan ve bireysel girişimleri destekleyen bir yönetim fikrini savundu.
1906'da "Teşebbüs-i Şahsi ve Adem-i Merkeziyet Cemiyeti"ni kurdu. II. Meşrutiyet ilan edildikten sonra liberal görüşleri savunan Jön Türkler'in kurduğu Osmanlı Ahrar Fırkası'nı destekledi ve perde arkasından yönetti. Cumhuriyetin ilanından sonra 1924 yılında hanedan üyelerinin sürgüne gönderilmesine ilişkin kanun gereği ülkeden ayrılmak zorunda kaldı. 1948 yılında İsviçre'nin Neuchatel kentinde öldü. Cenazesi, 1952 yılında Türkiye'ye getirildi; İstanbul'un Eyüp semtinde babasının ve dedesinin mezarlarının bulunduğu Halil Rıfat Paşa türbesine defnedildi.