| Yazar | : | Yakup Kadri Karaosmanoğlu |
| Yayın Tarihi | : | 1984 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 303 |
| Ölçü | : | 12,5 x 18 cm |
| Yayınevi | : | İletişim Yayınları |
Yakup Kadri, XVII. yüzyılın sonlarından başlayarak 8aruhan Vilayeti denilen Aydın ve Manisa bölgesinde hüküm sürmüş Karaosmanoğlu sülalesindendir. Mısır'da İbrahim Paşa konağına yerleşen ve orada İkbal Hanım'la evlenen Kadri Bey'in oğludur. 27 Mart 181l9'da Kahire'de doğdu. İbrahim Paşa'nın ölümü üzerine altı yaşındayken ailesiyle birlikte Manisa'ya geldi. İlköğrenimine Fevziye Mekteb-i İptidaisi'nde başladı. İki yıl sonra da İzmir İdadisi'ne gönderildi (1903), Şahabettin Süleyman'la arkadaşlığı buradan gelir. Ama öğrenimini tamamlayamaz. Babası daha o öğrenime başlamadan ölmüş, İkbal Hanım'ın satılacak mücevherleri kalmamıştır. Aile yeniden Mısır'a dönünce İskenderiye'deki Freres'ler Fransız okuluna girdi. Burada da bir yıl okudu. İdadi özlemi onu İzmir'e çektiyse de, tatilini geçirmek için geldiği Mısır'da (1906) Jön Türklerle tanıştı. İzmir'e dönmekten vazgeçti. Sınavla yeniden girdiği Freres'ler okulunda iki yıl sonra bakaloryasını vererek ortaöğrenimini tamamladı.
1905'de ailece yurda döndüler. İstanbul'a yerleştiler. Yakup Kadri Mekteb-i Hukuk'a girdi. Ama bitirmeden, üçüncü sınıftan ayrıldı. Bu arada İbsen'den esinlenerek yazdığı Nirvana adlı tek perdelik oyunu yayımlanmış, arkadaşı Şahabettin Süleyman'ın aracılığıyla Fecr-i Ati topluluğuna katılmıştır. Bir yandan Fecr-i Aticiler'e yönelik eleştirilere cevap vermekte, bir yandan da Servet'i Fünun'da küçük hikâyeler yayımlamaktadır. Mensur şiirleri de bu ilk dönemin ürünleridir. 1912'de tüberküloza yakalandığını öğrenir, Ama ancak 1916'da tedavi için İsviçre'ye gidebilecek, üç buçuk yıl orada kalacaktır. Bektaşilikle ilgisi de bu yıllarda, İsviçre'ye gitmeden öncedir. O sıralar Paris'ten yeni dönmüş olan Yahya Kemal'in de etkisiyle Yunan ve Latin kaynaklarına dayalı yeni bir sanat anlayışını savunmaya başlamıştı. Ayrıca Doğu mitolojisiyle de ilgileniyor, bir mistisizme yöneliyordu. Bu eğilim onu Bektaşi tekkesine itti. "Nur Baba" romanını yazdı gözlemlerinden yararlanarak. Ama hem karşılaşacağı tepkiler, hem İsviçre'ye gidişi romanının yayımlanmasını engelledi.
1913'te ilk hikâye kitabını çıkarır: "Bir Serencam". Ama önce Balkan, ardından da 1. Dünya Savaşları, bu savaşlarla gelen yıkım onu bir süre edebiyattan uzak tuttu…