| Yazar | : | Fortunato Maresia |
| İsbn | : | 9789756372562 |
| Yayın Tarihi | : | 2014 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 160 |
| Ölçü | : | 13,5 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Eren Yayıncılık |
Gezintimiz Tünel Meydanı'nda başlayıp, Taksim Meydanı'ndaki İtalyan heykeltıraş, Pietro Canonica'nın heykeli önünde son bulacaktır. Sağımıza solumuza bakarak gezineceğiz, ancak gözümüz yukarılara bakarken, ayağımızın bastığı yere de dikkat edeceğiz. Zira caddenin taş döşemelerinin yarattığı tehlike, gece karşılaşabileceklerimizden çok daha tehlikelidir. Hatta dikkat etmedikleri için yakın çevremden, Prof. Fabio Grassi ve eşim ayaklarını inciterek küçük birer tehlike atlattılar. Bu aksilikleri bir tarafa bırakırsak bir zamanlar kozmopolit şehrin merkezi olan bu cadde -Cadde-i Kebir -'de gezmek, zaman içinde bir yolculuk olduğu gibi mimari bakımından da görülmeye değer sayılır.
Beyoğlu isminin anlamı ile başlayalım: Bu konuda iki teori bulunmaktadır.
Birincisi, Fatih Sultan Mehmet zamanına dayanmaktadır. Pontus prensi Alexios Comnenos (kuzeni veya yeğeni de olabilir) İslam dinini benimseyerek, Rumlar'ın o dönemde karşı kıyı (ötesi) anlamına gelen "Pera" ismini verdikleri Haliç'e karşı bir yere yerleşir ve bu bölgeye Beyoğlu ismi verilir. Benim için daha mantıklı olan ikinci varsayıma göre ise; bir Venedik Dojunun oğlu (Bey'inin oğlu = Beyoğlu) olan Alvise Gritti'nin burada bir evi olduğu söylenir. Ben tarihçi değilim ve benim düşüncemin büyük bir önemi yok fakat şahsen bu ikinci varsayım daha çok hoşuma gidiyor. Aslında bu Bey'in oğlunun hikayesini bilmek ilginç olabilir...