| Yazar | : | Mithat Sertoğlu |
| Yayın Tarihi | : | Mayıs, 1991 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 295 |
| Ölçü | : | 12,5 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Risale Yayınları |
İstanbul, Osmanlı Türkleri tarafından ve Fatih Sultan II. Mehmed Han'ın kumandası altında olarak son defa kuşatıldığı zaman, ancak 60.000 kadar nüfusu kalmış bir şehir haline gelmiş bulunuyordu. Bunun sebebi ise, ilerleyen Türk fetihleri dolayısıyla Doğu Roma-Bizans İmparatorluğu'nun Rumeli ve Anadolu'daki topraklarının hemen hepsini kaybederek başkenti İstanbul ile civarından ve Trakya'nın yakın birkaç kasabasından ibaret duruma düşmüş olması ve neticede bir süre sonra kesin olarak Türklerin eline geçmesi ihtimalinin doğmuş bulunmasından dolayı -çoğunu zengin ve orta hallilerin teşkil ettiği- halkının mühim bir kısmının zamanla ve yavaş yavaş şehri terk edip gitmiş olmalarıydı.
Nüfusunun böylece büyük ölçüde azalması sonunda İstanbul, git gide meskûn yerleri birbirinden büyük bahçeler, bostanlar ve ıssız vadilerle ayrılmış tepeler ve limanlardan ibaret kalmıştı. Fetih mucizesinden sonra ise şehrin hızla imar ve iskân edildiği ve bunun yıllarca devam ettiği bilinmektedir. Neticede, Padişahlara Saray mensuplarının, büyüklü küçüklü devlet adamlarının ve halktan birçok kimsenin kurmuş oldukları dini ve hayri müesseselerin semt ve mahalleleri, zamanla onların adlarını almış oldukları gibi, yine onlara ait köşk, konak, yalı, bağ, bahçe ve koruların bulundukları yerler de çok zaman sahiplerinin adlarıyla anılır olmuştur.
Bunların arasında paşaların adlarıyla ilgili semt ve mahalleleri seçip ayrı bir kitap haline getirmiş ve adını "Paşalar Şehri İstanbul" koymuş olmamın sebebi ise, İstanbul şehri sınırları içinde bulunan 338 semt veya mahalleden 291'ine kişi ad, soyadı, lakabı veya unvanının verilmiş olması ve bunlardan mükerrerleriyle birlikte yaklaşık beşte birinin Paşa'lara ait bulunmasıdır. Bu semt ve mahallelerin bir kısmına ise yakın zamanlara kadar Paşa'lara ait adlar veya soyadları ve unvanlar verilmiş olduğuna göre, bu iş Fetih'ten hemen sonra başlamış ve zamanımıza kadar devam etmiştir ve belki daha da devam edecektir.