| Yazar | : | Adnan Binyazar |
| İsbn | : | 9757720216 |
| Yayın Tarihi | : | Mart, 1998 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 320 |
| Ölçü | : | 13,5 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Çağdaş Yayınları |
Sanat, gerçeği yansıttığı oranda toplumsal değişmeyi de yansıtır. Onun için, çağdaş eleştiri anlayışında "gerçekçilik" ve "yansıtma" temel kavramlardır. Yazınsal türlerde bu kavramlar somut bir içerik kazanıyor. Yazını "insanın tarihi" diye niteleyenler, sanatın toplumsal değişmeyi nasıl gerçekleştirdiğini de iyi izlemişlerdir kuşkusuz.
Sanatın kaçınılmaz konusu olan "insan"la "zaman" arasında bir özdeşlik vardır. Zaman değişince insan, insan değişince de zaman değişiyor. Her şey, gerçekliği yansıtma olgusuna gelip dayanıyor. Sanat bir yönden de insanın toplumsal algılama gücünün tarihidir.
Boris Suchkov, toplumsal algılamayı gerçekliğin özü sayar. Bununla da kalmaz, edebiyatın biçim ve içeriğindeki başlıca değişmenin, toplumsal yaşamdaki başlıca bir değişme tarafından koşullanmış olduğunu ileri sürer. Vardığı sonuç da şudur: "20. yüzyılda, tarihsel gelişmenin seyri, sınıfsal mahiyeti ve kökenleri ne olursa olsun, edebiyatı, yaşadığımız hayatın ve çağın bireşimsel bir çizimivi yapmaya, yani onun tarihsel içeriğini anlama ve ortaya koyma yollarını araştırmaya zorluyordu sürekli olarak."
Gerçeğin ve toplumsal gelişmenin yasaları her yerde aynıdır. Yazınsal gelişme açısından Suchkov'un bu yargıları Türkiye için de geçerlidir. Nitekim Kemal Karpat da, "Bir edebiyatın kuvveti, içinde geliştirdiği toplumun davalarının çeşidi ve derinliğiyle ölçülür. Bugünün Türkiye'si ise hiçbir memlekette eşi olmayan bir değişme çabası içindedir" diyerek, köyden kente göçün yarattığı sarsıntıları yazınsal sanatlardan örnekler vererek açıklar…