| Yazar | : | Necdet Sakaoğlu |
| İsbn | : | 9757104766 |
| Yayın Tarihi | : | 2007 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 320 |
| Ölçü | : | 23 x 30 cm |
| Yayınevi | : | Avea |
Osmanoğulları'nın tanıdığımız 36 beyi ve padişahı, bir de son halifesi var. Bunların anneleri, eşleri, kızları; yaşamöyküleriyle saray haremlerine hapsolmuş bambaşka bir âlemdir. Onların, saraylarda, köşklerde, sahilsaraylarda zaman geçirdikleri; pırlantalı, zümrütlü, yakutlu takılar, kupon ipeklilerden giysiler, sorguçlu hotozlu tüllü başlıklar giyinip kuşandıkları doğrudur. Dilediklerini alabilmek için, paşmaklık denen çiftliklerinden çekmecelerine servetler aktığı da doğrudur. Ama sanmamalı ki talih hepsine gülmüştür ve yaşamöyküleri tatlı birer masaldır.
622 yıllık hanedan tarihinde, cariye (köle) olarak saray kapılarından giren binlercesi arasından acaba kaçı, haseki, kadınefendi, ikbal unvanlarıyla padişahların harem kadrolarında yer alabilmiştir?.. Bunlar arasından, Nurbanu'dan Şevkefza'ya kadar, valide sultanlık payesiyle oğullarının saltanatını görenlerin sayısı ancak yirmiyi bulur ki, aralarında, iki oğlunun padişahlığında valide sultanlık, torunun ilk saltanat yıllarında büyük valide sultanlık ettikten sonra, perde ipiyle boğulup kulaklarından küpeleri kopartılan Kösem Mahpeyker; dul saraylılar kapatıldığı için Gözyaşı Sarayı da denen Eski Saray' da ömür tüketen N. Mustafa'nın annesi Aişe Sineperver gibi bahtsızlar da vardır.
Padişahları güzellikleriyle büyüleyen, sevgilerini, isteklerini anlatmak için mektuplar kaleme alan; "Ey saha, Sultanıma zar ü perişan deyesin / Gül yüzünsüz işi bülbül gibi perişan deyesin" dizeleriyle Kanuni Süleyman'a aşkını açıklayan Hürrem Sultan gibi hasekiler; Ruhşah adlı kadınına, padişahlığını unutup: "Teşrifinle kulunu ihya eyle! Ruhşahım, Hamid'in sana kurban olsun!" cümlelerini içeren pusulalar yazan i. Abdülhamid gibi padişahlar da yok değildir. Bu samimi ifadeler,