| Yazar | : | Mustafa Armağan |
| İsbn | : | 9752633641 |
| Yayın Tarihi | : | 2005 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 280 |
| Ölçü | : | 13,5 x 21 cm |
| Yayınevi | : | Timaş Yayınları |
Aradan tam 8 yıl geçmiş ve ben Bursa Şehrengizi'ni tekrar tekrar okuyor, hatta tabir caizse okşuyorum. Onun benim dünyamdaki yeri gerçekten çok farklı. Bursa'nın bendeki yeri çok farklı da ondan.
Geçen yıl Saraybosna'ya gittiğimde ilk sorduğum yer, namını işitip de göz göze gelemediğim Bursa Hanı olmuştu. Bu han benim için Doğu Avrupa'nın Bursa'ya açılan, Bursa'nın da Avrupa'ya açılan kapısıydı. Aslında Dubrovnik de, Venedik de, özellikle Floransa da şehrimin dışarıya açılan kapılarıydı. Şam'da gördüğüm Derviş Paşa Camii'nin avlusundaki havuz da, Üsküp'teki Şar Dağı da Bursa'mın mekân bağlamındaki uzantılarıydı.
Peki ya zaman? Bursa'nın zamana kattıkları?
Anibal, Plinius, Teodora, Orhan Gazi, Şeker Hoca, Niyazi-i Mısri, Cem Sultan, Abdal Musa ve Gazi-zade AbdüHatif... Bir şehrin hafızasındaki katmanları aralayıp arasında birikmiş enerjiyi ve kısılmış sesleri açığa çıkarmaya gayret ettikçe soğan zarı gibi iç içe binlerce dünyanın sıcaklığı kaplıyor fikir odanızı.
Velhasıl, Bursa'nın zamanın ceplerine doldurdukları ve dahi mekânın peteklerine sığdırdıkları anlatmakla bitecek gibi değil. Onun hatıralarından gönül heybeme doldurduklarımı paylaşmaya açtığım Bursa Şehrengizi'nin de benim Bursa ile ilgili ne ilk, ne de son sözüm olacağı açıktı. 1998'den bu tarafa, bir kitap oluşturacak kadar olmadıysa da, çeşitli yazılar yazdım, yayınladım. Okumalarım da tabiatıyla buna paralel bir tempoda devam etti…