| Yazar | : | Turan Şahin |
| İsbn | : | 9789944766388 |
| Yayın Tarihi | : | Şubat, 2012 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 131 |
| Ölçü | : | 32 x 26,5 cm |
| Yayınevi | : | Yitik Hazine Yayınları |
Her eski büyük devlet arkasında kendine dair yazılı ve görsel dokümanların dışında taş ve topraktan izler bırakır. Bu sebepledir ki insanoğlunun serüvenine şahitlik etmiş bugüne dair mesajları olan herhangi bir taş parçası, sıradan gibi gözüken bir fırça darbesi, yırtık bir kâğıt parçası "tarihi eser" sıfatı kazanır. Her ören yeri, ayakta kalmış çeşitli maksatlar için kullanılan her yapı, verileri ve barındırdığı sırlarla aslında büyük b~ tarih mecmuasıdır. Bazen bir heykel, bazen büyük bir saray ya da ibadethane, bazen önemsiz gibi gözüken boyutta bir tablo, o medeniyetin gücünü ifade eder.
Her medeniyet, her imparatorluk ve her imparator gücünün kalıcı bir eserde yaşatılmasını ister. Bu tarihi ifade şekli şehirleri ibadethanelerle, saraylarla, devasa boyutta kamu binalarıyla, heykellerle, anıtlarla, tak-ı zaferlerle donatır.
Osmanlı Devleti'nin tarih sahnesine çıktığı yıllarda da büyük hakanlar, yaşadığı coğrafya ve sahip oldukları dini inanışa göre tebaası arasında bulunan sanatçılardan gücünü simgeleyen eserler talep etmişlerdir. İslam coğrafyasında yönetici sınıf, başarılarının methiyeleştirildiği kitabelere sahip devasa ibadethaneler, anıtvari türbeler, kamunun faydasını hedefleyen dev yapılar inşa ederek adlarının ve temsil ettiği değerlerin kalıcı kılınması yolunu tercih etmişlerdir.
Batı'da ise bu ifade tarzı İslam medeniyetlerine oranla daha farklı argümanlar kullanılarak yapılagelmiştir. Bayındırlık projelerinin yanı sıra heykel ve resim Batı'da bu amaçla sıklıkla başvurulan iki mühim araçtır. İslam'ın resim ve heykele bakış açısı, medeniyetinin başarısını simgeleyen eserler talep eden yönetici sınıfa karşı Müslüman sanatçıyı mimari projelere yönelttiği söylenir…