| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 92 |
| Ölçü | : | 21 x 30 cm |
| Yayınevi | : | Ün Ajans |
II. Dünya Savaşı meteorolojiye büyük ilerlemeler getirmiştir. Geniş ölçekli kara ve deniz alanlarındaki hava hareketleri, Kuzey Atlantik ve Güneydoğu Pasifik üzerindeki geniş alanlar hava tahminlerine olan bağımlılığı arttırdı. Üniversitelerin meteoroloji bölümleri hızla askeri servislerde yetiştirdikleri genç elemanları hava tahmin uzmanı olarak gönderdiler. Askerler aynı zamanda hava ve iklim konusundaki bilimsel araştırmalara destek sağladılar. Radar gibi önemli meteorolojik sistemlerin teknolojik gelişimi savaş zamanında sağlandı.
II. Dünya Savaşı'ndan bu yana, meteorolojistler atmosfer ve rasat konularında birçok yeni teknik ve alet geliştirdiler. Onlar temel hava sistemlerini ve hareketleri, şiddetli araç merkezlerini, uyduları, radar ve yüksek kapasiteli uçakları kullanarak tespit ve tahmin ettiler. Ayrıca sayısal hava tahmin modellerini geliştirerek, atmosferik işlemleri süper bilgisayarlarda çalıştırarak atmosferin genel sirkülasyonunu ve davranışlarını analiz ederek her ölçekte yağış bilgilerini elde ettiler.
Osmanlı İmparatorluğu'nda meteorolojinin kurumsallaşma çalışmaları, yılında Kandilli
Rasathanesi'nin kurulması ile başlamış, 1868 yılından itibaren ise elde edilen gözlem sonuçları ve imparatorluğun diğer yerlerinden alınan bilgiler yayımlanmıştır. Mahalle aralarına kurulan ve fırtınaları önceden haber veren telgraf şebekeleri ile yapılan hava tahmin raporlarının Posta, Telefon ve Telgraf idaresi ile Devlet Demiryolları İdaresi'ne bildirilerek kullanıcıların hizmetine sunulması, meteorolojik gözlemler için yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur.
Ülkemizde bilimsel anlamda ilk meteorolojik kayıtlara 18. Yüzyılın ortalarında rastlanmaktadır. Osmanlı döneminde yapılan meteorolojik gözlemler, Viyana'da toplanan uluslararası meteoroloji kongresinde dikkate alınarak, bu çabalar teşvik edilmiştir. Bu teşvikler Anadolu'da birçok yeni merkezin kurulmasına vesile olmuştur.