| Yazar | : | Necdet Sakaoğlu, Nuri Akbayar |
| İsbn | : | 9757104450 |
| Yayın Tarihi | : | 1999 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 324 |
| Ölçü | : | 23 x 30 cm |
| Yayınevi | : | Körfezbank |
(1. Ciltten Devam)
tesbihe, levhaya, çiniye... değin yaşamın bütün katmanlarından, sayılamayacak kadar çok sanat ya da zanaat ürününün özgün üslupları ve damgaları olarak uygarlıklar evreninde Çin, Hint, İran, Arap, Yunan, Roma, Selçuklu vb.'ne eş düzeyde saygınlık kazanmış bulunuyor; başlı başına bir ekolü simgeliyor ve "Osmanlı" sözcüğü, 600 yıllık bir oluşumu anlatıyor.
"Osmanlı" kavramına bu anlamı kazandıranlar ise kusursuz yapıtlarını pek ender olarak imzalayan eski zanaatkâr ve sanatkârlardır. Bunlar arasında, Topkapı Sarayı Orta Kapısının 1525 tarihli görkemli demir kanatlarının ustası ''Ameli Mehmed Gaibun", dökme ziller mucidi "Kumkapulu", yeteneğini balık dişinden yarma saplı, tepesi mercanlı kalemtraşlarla kanıtlayıp "Usta Mahmut işi" üslubunu yaratan Mahmud, aynı sanatın "Çemberlitaşlı Recai Efendi" ve adaşı-çağdaşı Galata Recaisi adlı üstadları, bu sanatı Aksaray'da Şehzadebaşı'nda, Süleymaniye'de, Fatih'te, kâğıtçıların, sahhafların, mürekkepçilerin kümelendiği çarşı semtlerinde sürdürürlerken "hattati, kâtibi, söğüt yaprağı, cam kırığı, izmarit, ayva suyu, serpme, hindi, menevişIi cila, parazvana, sert sulu vb deyimleri bu sanatın literatürüne katan Veliler, Nuriler, Bahriler, Vehbiler, Misliler, Ferdiler, Saniler, Zihniler... Yahut kaşıkçılardan Hacı Mehmed, mikta ustaları Üsküdarlı Fahri, Cevri, Resmi, Eski Raşid; mühür kazıcılardan 18. Yüzyılın Sai, Ruhi, Hakkı, İlmi, Mihri, Fenni'leri, 19. Yüzyıl'ın Sami'si, Yümni'si, İzzi'si, Benderyan'ı; "renk sever" anlamındaki (Levni) mahlasını, eşsiz betimlemelerinin bir kiişeciğinde bir çiçek dalına veya yaprağına gizleyen minyatür ustası Edirneli Abdülcelil Çelebi... adlar ilk akla gelenlerdir. Bu mahlasılar, mütevazı rümuzlar, onları tanımamıza olanak vermeyen soyut birer imza gibi gözükseler de gerek bu imzaların sahipleri gerekse eserini onurlu işinin kanıtı sayarak hiç imza koymayanların soylu el işleri, "Osmanlı" dokusunun güzelliğini ören nakışlar olarak anlamlı bir bütün oluşturmaktadır. Tüm bu zanaat ve sanatların usta ve üstadları ise "ehl-i zenaat" "ehl-i hirfet" sınıflarını oluşturmaktaydılar...