Osmanlı'da Bir Vampir Béla
| Yazar | : | Mehmet Bilâl |
| İsbn | : | 9786055020064 |
| Yayın Tarihi | : | Ekim, 2013 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 217 |
| Ölçü | : | 15 x 23,5 cm |
Dobruca yöresinin Karadeniz kıyısındaki liman şehri Köstence’de doğdum. Yani Romanya’nın kalbi denilen yerde. Babamı hiç tanımadım. Annemin benim artık erkek olduğumu, kendime bakacak yaşa geldiğimi söyleyerek, gezici bir kumpanyada cambazlık yapan bir Çingene’nin peşine takılıp kaçmasından sonra yalnız kaldım. Dokuz yaşından itibaren kalacak bir evim, sürekli yatacak bir yatağım olmadı hiç. Düzenli bir işim, bir mesleğim de olmadı.
Kalbim durana kadar mevsimine göre buğday veya mısır tarlalarında gündelikçi olarak; paşa davetlerinde veya sünnet düğünlerinde şerbet, limonata dağıtarak, balıkçılara yardım, tekne yapım tezgâhlarında ustalara çıraklık ederek, yani günlük işlerle ve tabii ufak tefek hırsızlıklarla geçirdim yıllarımı. Yatacak yerimi de o sıralarda yaptığım işler belirledi hep. Bazen ekini toplanmış, karıncaların cirit attığı kuru bir tarla, bazen köpeklerden başka ziyaretçisi olmayan nemli bir kumsal, bazen kızağa çekilen bir tekne ya da kuvvetli ayazın insafına kalmış boş bir kulübe...
İstanbul’a getirilene kadar da ben kimim, soyum sopum, dinim, dilim ne gibi sorularla hiç karşılaşmadım, kendime de sormadım. Romalıların, Bulgarların, Hunların üstünden geçtiği, en son Osmanlılarm gelip dört yüz altmış yıl boyunca çöreklenip kaldığı bir bölgede kökenimin ne önemi vardı