| Yazar | : | Dr. Hikmet Kıvılcımlı |
| İsbn | : | 9789944285001 |
| Yayın Tarihi | : | Şubat, 2007 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 671 |
| Ölçü | : | 14,5 x 21,5 cm |
| Yayınevi | : | Sosyal İnsan Yayınları |
Asıl konumuz: Osmanlı Tarihinin Maddesidir. Osmanlı tarihinin maddesi, genellikle toprak ekonomisidir; özellikle miri toprak ekonomi politikasıdır. Bu temel madde anlaşılmadıkça, ne Osmanlı tarihi, ne onun tarih zinciri içinde tuttuğu yer kavranılamaz.
Bütün antika medeniyetler tarihi gibi, Osmanlı tarihinin de, en son duruşmada belirlenişi, elbet ekonomi tabanı üzerinde olur. Ancak, hele su yüzüne çıkalı beri bir "kolay Marksizm" türedi. Herhangi sosyal, politik, kültürel bir sorun mu önümüze çıktı? Onun çözümü için "ekonomiktir!" dedik mi, akan sular duruverir sananlar çoğaldıkça çoğalıyor.
"Ekonomik" nedir? Kimse onu sormak ya da açmak zahmetine katlanmaz.
Nasıl? Marksizme ve Bilimsel Sosyalizme karşı mı geliyorsun, yani? Her şey Marks'ta, bilemedin Lenin'de söylenmiştir. Bize düşen, o güzelim doğru söylenmişleri az çok eksiksiz tekrarlayıp, dünyayı ışığa boğmaktır! Kim uğraşacak, hem ne haddine, Marks-Engels-Lenin metinleri dururken orada yazılmamış bir gerçeklik aramaya?
Bu gibi "düşünür" ve "davranır"larımız için "ekonomi" sözcüğü, masallardaki "açıl kapım açıl" sihirli sözü gibi kayaları eritip, tüm kapıları şangır şungur açmaya yeterli yaman büyücü parolası, altın anahtar-slogandır. Bunu sananlar, tek başına Marks'ın, o anahtarı yerinde kullanmak için bir ömür boyu kan kusturucu araştırmalar yaptığını, araştırma yığınlarından yazı biçimine geçmiş olanlarının bile onda birini yayınlamadan göçtüğünü akıllarına uğratmazlar.
Osmanlı tarihinin maddesi, ne Marks'ın, ne Engels'in, ne Lenin'in ele almaya zaman bulamadıkları konulardandır. Çünkü onlar, Osmanlı "maddesi" ötesinde gelişmiş, bunalmış kapitalist toplumun ilişki ve çelişkileri ortamında yaşamışlardır. Biz Türkiye'nin Türkleri ise, gırtlağımıza dek Osmanlı tarihinin maddesi ve ruhu içindeyiz. O madde ile ruhu açık seçik kavramadıkça, "ekonomik"ten, hele "politik"ten söz etmemiz, en azından medrese mollalığı olur. Mollalığın skolastik biçimiyle, sözde diyalektik biçimi arasında pek ayırt yoktur...