| Yayın Tarihi | : | 2006 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 478 |
| Ölçü | : | 12,5 x 18 cm |
| Yayınevi | : | Türkiye Gazetesi Yayınları |
Osmanlı Devleti, farklı din ve milletlere mensup çeşitli unsurlar arasında sağlam bir ahenk tesis etmiştir. İlme, sanata ve insanlığa asırlarca faydalı olmuştur. Geniş insan toplulukları nezdinde sosyal adaleti kurmakla dünya tarihinde, kudretli ve cihanşümul bir siyasi varlık göstermiştir.
Endonezya'dan İspanya'ya, Kırım'dan Yemen'e kadar Müslüman milletlerin hamiliğini yapan Osmanlılar, daima mazlumların yanlarında yer almışlar, fethettikleri yerlere, hizmetin en üstününü götürmüşlerdir. Fethettiği yerlerdeki insanlar hangi dinden, hangi ırktan olurlarla olsunlar kimseyi aç ve açıkta bırakmamışlar; herkese giyecek ve barınak te'min etmişlerdir. Bu sebeple, Hıristiyan alemi, atalarımız Osmanlı Türkü'nü daima kurtarıcı olarak
karşılamıştır. .
Osmanlı sultanlarının idealleri, kendi tabirleri ile "Nizam-ı alem" "Alay-ı kelimetullah" ve "Kızılelma" fikri üzerinde toplanıyor ve devletin hikmet-i vücudu; milli, İslami ve insani esaslara bağlı bir cihan hâkimiyeti düşüncesine dayanıyordu.
Osman Gazi'nin; "Gayemiz kuru bir cihangirlik davası değildir" şeklindeki son sözleri, bütün sultanlara rehber olmuş, bu vasiyetten ayrılmamak için gayret sarfetmişlerdir.
Osmanlı sultanları Vatanı ve milleti herşeyin üzerinde tutarlardı. Tebalarını kendi evladı kabul etmişler, onların dünya ve ahiretlerini kurtarmayı kendilerine en büyük gaye edinmişlerdi. Pir-i fani olmuş, yarım yüzyıl devlete hükmetmiş bir cihan padişahı olan Kanuni Sultan Süleyman Han'ı hasta hasta sefere çıkartan işte bu gaye idi.
Osmanlı padişahları salih, dindar kimselerdi. Bütün ihtişamlarına rağmen Cenab-ı Hakka kullukta, O'na ibadette kusur etmemekte azami dikkat gösterirlerdi. Yavuz Sultan Selim Han'ın, Ölüm döşeğinde kendisine; "Şimdi Allah'la olmak zamanıdır" diyen lalasına…