| Yazar | : | Yrd. Doç. Dr. Bayram Nazır |
| İsbn | : | 9789944601818 |
| Yayın Tarihi | : | 2007 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 135 |
| Ölçü | : | 16,5 x 23,5 cm |
| Yayınevi | : | İstanbul Ticaret Odası |
Avrupa Birliği tartışmaları ülkemizde yoğun bir şekilde devam ederken bir kez daha Türkiye'nin en büyük sorunlarından birinin tanıtım eksikliği olduğu ortaya çıkmıştır. Bu hususta gerek hükümetler ve gerekse sivil toplum örgütlerinin büyük çaba harcadıklarını gözlemlemekteyiz. Avrupa ve Amerika' da lobi şirketlerine ve reklamcılara ödenen paralar milyon dolarlarla ifade edilmektedir. Aynı zamanda üniversiteler de bilimsel çalışmalarla Türkiye'nin tanıtımında etkin rol üstlenmiş durumdadır.
Bu bağlamda uluslararası ilişkilerde diplomasinin bütün enstrümanlarının kullanıldığı düşünüldüğünde, tarih boyunca ister siyasi ister dini isterse başka nedenlerle Osmanlı Devleti'ne sığınanlara gösterilen çarpıcı hoşgörü ve tolerans örneklerinin gündeme getirilmesi ve ülkemizin tanıtımında kullanılmasının ne denli önemli olduğu kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Zira Osmanlı Devleti, hangi nedenle olursa olsun ülkelerini terk edip gelenlerin sığındıkları liman olarak tüm dünyanın takdirini toplamıştır. Tarih boyunca zulme uğrayanların sığınılacak ilk kapı olarak gördükleri Türkler, bu güne kadar binlerce mağdur ve perişan insana kucak açmıştır. Osmanlı Devleti bu insanları din, dil ve ırk ayrımı yapmadan kabul ederek, birçok parlak çağa kendi hoşgörü damgasını vurmuştur.
Bu çalışmanın konusu, 1848-49 Avrupa İhtilallerinden sonra Osmanlı ülkesine sığınan Macar ve Polonyalı mültecilere, başta Sultan Abdülmecid olmak üzere Osmanlı Hükümeti'nin gösterdiği misafirperverlik ve hoşgörüdür. Ülkelerini terk ederek Osmanlı 'ya sığınan bu insanları yerel yöneticiler ve halk da büyük bir coşku ile karşılamıştır. Osmanlı Devleti'nin mültecilere bu sıcak yaklaşımı İngiltere, Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri'nde büyük yankı uyandırmıştır. Ayrıca, Osmanlı Devleti'nin mültecileri muhafaza edip hürriyet ve insan haklarını savunucu rolünü üstlenmesi, Rusya ve Avusturya'nın savaş tehditlerine boyun eğmeyerek onları iade etmemesi Batı'da hayranlık ve takdirle karşılanmıştır. Gerçekten de, Macar ve Polonyalı mültecilere gösterilen misafirperverlik Avrupa'da o derece tesir uyandırmıştı ki…