| Yazar | : | Dr. Selahattin Tansel |
| Yayın Tarihi | : | 1985 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 356 |
| Ölçü | : | 17 x 24 cm |
| Yayınevi | : | Türk Tarih Kurumu |
Büyük insan Fatih'in hayatını, yaptığı işleri öğrenmek ve bilmek, Türk milleti için nasıl bir zaruret ise medeni âlem için de bir ihtiyaçtır. Fakat ne yazık ki onu bize tanıtacak derli toplu bir eser şimdiye kadar yazılmış değildir. 0, bugüne kadar esaslı bir surette ne doğulu, ne de batılı bir bilgin tarafından ele alınmıştır. Gerçi ta zamanından itibaren onu bütün Osmanlı tarihçilerinin kitaplarında görür, okuruz; ancak bunlar, adeta birbirlerini kopya etmiş ve süzgeçten geçmemiş olan bilgileri nakleden kitaplardır. Bu müelliflerin eserlerinde, Fatih zamanında meydana gelen olaylar doğrudan doğruya ve zahiri sebepleri ile ele alınarak kaydedilmiş bulunmaktadır; hatta bazan bu kadarı da yapılmayarak yani olayın sebebi dahi gösterilmeyerek yalnız vakanın cereyanı anlatılmakla yetinilmiştir. Sonradan gelen Türk tarihçileri ise bu hususta eskiler kadar da faydalı olamamış, bunların kitaplarında Fatih hakkındaki bilgi büsbütün azalmıştır. Bu itibarla Fatih'i Osmanlı eserlerinin herhangi birini okumak suretiyle tanımak mümkün değildir. Ben, bütün hayatı müddetince akıl ve mantığın çizdiği yoldan ayrılmayan ve her yapacağı işi neticeleriyle birlikte hesaplayarak buna göre kararlar veren, doğru gördüğü şeyleri mutlaka yapmak suretiyle hedefinden asla şaşmayan, Fatih Sultan Mehmet hakkında bir kitap yazmayı düşündüğüm zaman bunun müşkül olacağını kabul ediyordum; onu tetkike koyulduktan sonra bu müşkülatın büsbütün büyük olduğunu gördüm. Çünkü o, tetkik edildikçe derinleşen bir varlık olarak meydana çıkıyor. Anladım ki tek insanın Fatih'i yalnız başına etüd etmesine ve anlatmasına imkân yoktur. Çünkü bir devlet adamının bütün vasıflarını, kendinde toplamış olan bu mümtaz devlet adamı ayrıca, âlimdir; ediptir ve şairdir. Bundan ötürü onu bir cephesi, siyasi cephesi ile ele alarak tanıtabilmek yolunu tercih ettim.
İkinci mühim mesele onu nereden okuyup öğrenmek meselesi idi. Barbaro'dan mı?, Dukas'dan mı? Yoksa İsidoros'dan mı Fatih'i öğrenmeli. Hâlbuki beş yüz yıl önceki zamanın dini taassubu ile kavrulan bu insanların onu bize doğru tanıtması mümkün değildir. Filhakika onların anlattıkları veya anlatmak istedikleri Fatih hakiki Fatih değil, onlara göre bir Fatih'tir...