| Yazar | : | Ahmet Cevdet Paşa |
| İsbn | : | 9789944978484 |
| Yayın Tarihi | : | 2008 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 423 |
| Ölçü | : | 14,5 x 21 cm |
| Yayınevi | : | İlgi Kültür Sanat Yayıncılık |
Kendi ifadesine göre hicri 1238 yılı hıdrellezinden kırk gün önce (13-14 Recep 1238/26-27 Mart 1823) Bulgaristan'ın Lofça kasabasında doğu. Asıl adı Ahmed olup Cevdet mahlasını İstanbul'da öğrenim gördüğü sırada şair Süleyman Fehim Efendi'den almıştır (1843). Babası Lofça ileri gelenlerinden ve meclis azasından Hacı İsmail Ağa, annesi yine Lofça'lı Topuzoğlu hanedanından Ayşe Sümbül Hanım'dır.
Küçük yaşta büyükbabası Hacı Ali Efendi'nin teşviki ve desteğiyle Lofça müftüsü Hafız Ömer Efendi'den Arapça okuyarak öğrenim hayatına başlayan Ahmed, kısa zamanda İslami ilimlerle ilgili kitapları okuyacak derecede ilerleme gösterdi. Ardından kadı naibi Hacı Eşref Efendi ve müftü Hafız Mehmed Efendi'den çeşitli dersler aldı.
Öğrenimini daha da ileri seviyeye götürmek için 1839 yılı başlarında büyükbabası tarafından İstanbul'a gönderildi. Burada kısa sürede ilmi muhitlerde kendini gösterdi; devrin meşhur alimleri Hafız Seyyid Efendi, Doyranlı Mehmed Efendi, Vidinli Mustafa Efendi, Kara Halil Efendi ve Birgivı Hoca Şakir Efendi'nin derslerine devam etti. Ayrıca Miralay Nuri Bey ve Müneccimbaşı Osman Sabit Efendi'den hesap, cebir, hendese gibi dersler gördü.
Bir yandan tahsilini ilerletirken öte yandan ders vermek üzere bazı hocalardan icazet aldı. Bu arada ilmi ve edebi cemiyetlere de girdi; devam ettiği İstanbul Çarşamba'daki Murad Molla Tekkesi'nin şeyhi Mehmed Murad Efendi'den Mesnevi okuyarak Farsça bilgisini derinleştirdi ve kendisine mesnevihanlık icazeti verildi. Ayrıca Süleyman Fehim Efendi'nin Karagümrük'teki konağına devam edip ondan Şevket ve Örfi divanlarını okudu; bir yandan da devrin tanınmış mutasavvıflarından Kuşadalı İbrahim Efendi'nin sohbetlerine katıldı.
Bu muhitlerde tasavvuf ve edebiyatın belli başlı eserlerini okuyarak bilgisini ve kültürünü ilerlettiği gibi şiir ve edebiyat alanındaki eksikliklerini tamamlayıp edebi zevkini geliştirme imkânını buldu. Aynı yıllarda Sami ve Nefi'yi taklit ederek şiire, Veysi ve Okçuzade'yi örnek alarak inşaya heves etti. Bu hevesle Reşid Paşa ve kapı yoldaşlarının şiirlerine tahmisler ve nazireler söyledi…