| Yazar | : | Nurhan Atasoy |
| İsbn | : | 9751731801 |
| Yayın Tarihi | : | 2005 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 208 |
| Ölçü | : | 24,5 x 29 cm |
| Yayınevi | : | Kültür ve Turizm Bakanlığı |
Orta Asya'nın kurak steplerinden daha verimli topraklar aramak için batıya doğru göç eden Türkler, birçok eski geleneklerini birlikte getirmiş ve yaşatmaya devam etmişler, Orta Asya'da yetişen birçok bitkiyi de önce İran'a, daha sonra da Anadolu'ya getirip tanıtmışlardır. Geldikleri değişik topraklardan, ilişki kurdukları değişik kültürlerden edindikleri bir kazançtır bu.
Osmanlıların elde ettikleri toprakları gözden geçirince, çiçek sevgilerine hiç de şaşmamak gerekir. Sahip oldukları toprakların, özellikle yurtlarının çekirdeğini oluşturan Anadolu ve çevresinin bitki örtüsünü inceleyen on ciltlik bir araştırmanın önsözünde açıklandığı gibi bu bölgeler, bitkisel coğrafya açısından Avrupa-Sibirya, Akdeniz ve İran-Turan bölgelerinin buluşma noktası oluşu dolayısıyla, olağanüstü zengindir. Anadolu, Güney Avrupa ile Güneybatı Asya bitki örtüsü arasında bir köprü oluşturur. Ayrıca Anadolu'nun değişik topografyası ve iklimi bu zenginliği arttırır. İşte bu ortamda geliştirilen çiçekli bahçeler Avrupa'yı etkilemiş ve uzun süre bu kıtanın çiçek ve bitki kaynağı olmuştur.
Değişik iklim ve topraklara inanılmaz uyum sağlayabilen Türklerin yarattıkları bahçeler, tanıştıkları kültürlerde olduğu gibi çoğu zaman yalnızca çiçekli zevk ve sefa bahçeleri olmamış, aynı zamanda gereksinimlerin karşılandığı bahçelerle birlikte gelişmiştir.
Osmanlı Bahçesi, çok sayıda araştırma ve yayın olmasına rağmen hala yeterince tanınmamakta, özellikleri bilinmemektedir. Ben bu çalışmada Osmanlı hasbahçeleri, yani padişaha ait bahçelerle ilgili gerek görsel, gerekse yazılı kaynakları açık seçik sunmaya çalıştım. Burada Osmanlı hasbahçelerinin yalnız 15. ve 16. yüzyıllardaki örneklerini değil, daha geniş bir zaman dilimine yayılanları da ele alıp, gelişiminin ana hatlarını vermeyi amaçladım.
19. yüzyıl sonuyla 20. yüzyıl başında her alanda görülen Batı üslubu ağırlıklı değişimin ayrıntıları üzerinde durmak ve yeni sentezin nasıl oluştuğunu görmek gerekir...