| Yazar | : | Abdülkadir Emeksiz |
| İsbn | : | 975732146x |
| Yayın Tarihi | : | Kasım, 2001 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 334 |
| Ölçü | : | 13,5 x 21 cm |
| Yayınevi | : | Kitabevi |
Orta oyunu yüzyıllarca güldürmüş insanımızı sevgiliden izinsiz. Yarın iznini almadan gülme gerçekleşebilir mi? Kimler ve nasıl güler? Bergson "Tam anlamıyla insana ait olanın dışında gülünç şey yoktur" diyerek gülmenin insana özgülüğü üzerinde duruyor. Pekâlâ, insanı güldüren nedir, gülme eşitler arasındaki bir davranış mıdır, nelere ve niçin güleriz? Bu sorular iki ayrı karşılık buluyor. Aristo'nun da savunduğu bir görüşe göre gülme, insandaki üstünlük duygusundan kaynaklanıyor. Bir başka görüş ise gülmenin çelişkilerden ileri geldiği. Leon Dumon'un tanımlamasına göre, "Aklın aynı anda inkâr etmek ya da doğrulamak zorunda kaldığı şey gülünçtür" Gülme çelişkilerden kaynaklanıyor da her çelişki gülünç müdür? Samipaşazade Sezai'nin Pandomima hikâyesinin kahramanı Paskal'ın hayatında herkesi güldürdüğü halde mematında kimseyi ağlatamayan zavallı Paskal'ın çelişkisine, ağlayan, güldürebilen, ama ağlatamayan bir insanın durumuna da gülünç diyebilir miyiz? Çelişki mi arıyoruz, bizim orta oyunu sanatkârlarımıza, tuluat oyuncularımıza, komiklerimize bir göz atalım; kaderleri gülmemişlerin güldürmeyi kader edinmelerini düşününce durumun ne kadar gülünç olduğu ortaya çıkıyor!