| Yazar | : | Berrak Taranç |
| İsbn | : | 9759763133 |
| Yayın Tarihi | : | Ocak, 2005 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 131 |
| Ölçü | : | 16,5 x 24 cm |
| Yayınevi | : | Meta Basım |
| Bahsi Geçen | : | Muhlis Sabahattin Ezgi |
Türk Tiyatrosu'nun Batı'nın müzikli oyunları ile tanışması, Tanzimat döneminde gerçekleşir. Saray dışında opera binalarının kurulması, müzikli oyunların tabana inerek, halk tarafından izlenip sevilmesine neden olur. 1826-1839 yılları sonlarında, Giustiniani isimli bir Venediklinin Galatasaray'da yaptırdığı "Fransız Tiyatrosu", bu binaların ilki sayılabilir. Saray dışında opera binalarının kurulması, müzikli oyunların tabana inerek, halk tarafından izlenerek sevilmesini kolaylaştırır.
1841-1849 yıllarında, Beyoğlu Bosko Tiyatrosu'nun Mihail Naum gibi Osmanlı uyruklu bir kişiye geçişi ile gösteri için çeşitli İtalyan topluluklar yurda gelmişler ve bu topluluklar 1870 yılına dek sürekli temsiller verilmiştir. Gelişim gözlemlenirse, Batı gösteri sanatları ile opera ve opereti halka tanıtarak yayma girişimlerinin, daha bu yıllarda amaç olduğu sonucuna varılabilir. Daha sonraki yıllarda ise sahne müziğinin İstanbul'un Gedikpaşa, Beyazıt, Şehzadebaşı gibi semtlerine yayıldığı görülür. Naum ve Gedikpaşa Tiyatrolarına verilen imtiyaz boşluklarını, müzikli tiyatro en iyi şekilde değerlendirir. Bu arada Batı Kaynaklı müzikli oyunlara eğilim artarken, yerli bestecilerimiz de yetişmeye başlar.
Dikran Çuhacıyan (1836-1898), Türk müziğine özgü ezgi kuruluşu ve Batı tekniği ile bir sentez kurma çabasına girişerek, Türkiye'de ilk kez yerli operet besteler. Bu çalışmada uyum ve düzenleme basittir. Ezgi ön plandadır. Amaç halkı bilinen motiflerle çok sesliliğe alıştırmaktır. Dikran Çuhacıyan'ın "Arif'in Hilesi" ve Kemani Haydar Bey'in "Pembe Kız", "Çengi" operetleri ilk Türk operetleri olarak Gedikpaşa Tiyatrosu'nda oynanır.
Çuhacıyan'ın başlattığı yerli operet çığırının ikinci bestecisi Kemani Haydar Bey'dir (1846-1904), bu besteci yaratılarını tek sesli olarak bestelemiş ve bunlar, piyanist Macar Tevfik Bey tarafından çok seslendirilerek, düzenlemeleri yapılmıştır.
Yerli bestecilerin tüm bu çabalarına karşın, istibdat dönemindeki sansür yüzünden müzikli oyunlar, on yıl kadar duraklama devri geçirir.
Meşrutiyet dönemi diğer konularda olduğu gibi, fikir ayrılıklarını da beraberinde getirir.