| Yazar | : | Ali Poyrazoğlu |
| İsbn | : | 9758440020 |
| Yayın Tarihi | : | 1999 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 166 |
| Ölçü | : | 12,5 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Can Yayınları |
Hepimiz isteriz ki çocuklarımız birinci sınıf bir okulun birinci sınıfından, birinci sınıf bir hocayla başlasın okul hayatına. Böyle şanslı çocuklar sınıfları kolayca geçer, bir sınıftan ötekine kolayca atlar, sonunda ipi göğüsler ve sınıf birincisi olurlar. Kendi sınıfının bilincine varıp, mutlu bir yaşamın kapısını aralamaktansa sınıf atlayıp, bir üst sınıfta cam kenarında oturmak daha tatlı gelir nedense.
Sınıf bilincine ulaşmak yaşamda en önemli şeydir.
Daha ilkokulun birinci sınıfındayken sınıfımızın bilincine varmamız, bizden daha aşağı sınıftaki insanların çocuklarıyla oynamamamız gerektiği öğütlenir! Herkes ait olduğu sınıfın insanlarıyla kaynaşmalıdır. Daha yukarı sınıflara geçmenin yolu çalışmak, öğrenmek, ellerini temiz tutmak, temiz önlük giymek ve sözlüde öğretmenin gözüne girmektir. Hal ve gidişi iyi olan öğrenciler parklardan ve komşu bahçelerinden çiçek yolup öğretmenin kürsüsüne bırakmazlar. Harçlıklarından ayırıp çiçekçiden alırlar gülleri, sümbülleri.
Bizler yaşamın birinci sınıfındayken otoriteyi temsil eden öğretmene yağ yakmamız gerektiğini, ona boyun eğmemiz gerektiğini hemen öğreniriz. Bir an önce sınıflarımızı geçmeliyiz, acelemiz var. Hep acelemiz olmalı. Daha okuldan sonra da geçecek bir sürü sınıf var. Düzenin istediği, düzene uygun kafaları yontacak olan, 'okul' adını verdiğimiz münasebetsizlik Sümerler tarafından icat edilmiş.
O zamanlar bir sınıftan başka bir sınıfa geçmek gerekmiyor. Öğrenciler hocanın etrafına oturmuşlar, hoca da yere bağdaş kurmuş anlatıyor. Defter kitap yok, hoca anlatıyor, öğrenciler dinliyor. Geçecek bir üst sınıf yok! Bilgilerin toplamı az, eh bu yüzden dersler pek keyifli geçiyor.
Bakmışlar öğrenciler haytalaşıyor, boş zamanlarında azgınlık edip birbirlerini sopalamasınlar diye, Sümerler hemen çivi yazısını bulmuşlar. Öğrencilerin hayatı kararmış. Gelsin çiviler, çekiçler, taş tabletler. Yazısız toplumlarda bütün bilgiler efsane, destan, masal olup kuşaktan kuşağa geçmedeyken, yazı bulununca yapının keyfi kaçmış okullarda.