| Yazar | : | Çerkes Karadağ |
| İsbn | : | 975750100x |
| Yayın Tarihi | : | 1989 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 64 |
| Ölçü | : | 24,5 x 31 cm |
| Yayınevi | : | Dost Kitabevi |
İnsanoğlu tüm canlı yaratıklar gibi çıplak doğar. Sonradan giyinir. Derinin örtücü, koruyucu ve yalıtıcı gücü yetmediğinde, giyinmek fizyolojik bir ihtiyaçtır. Ama sıkı sıkıya örtünme, kapanma daha çok sosyal yapaylamaların, tabuların ve ahlaki zorlamaların baskısıyla oluşur. Oysa çıplaklık olayında her şey alabildiğine doğal, organik ve yerli yerindedir. Sanatçı, çıplaklıkta ve çıplaktaki bu tılsımlı üstünlüğü, doğanın ta kendisini oluşturma özelliğini bilen, sezen adamdır. Yaratıcı güdüsüyle "çıplak"ı deşmesi gerektiğini anlamıştır. Ancak sosyal çevredeki örtünmenin erdemlerine inanmışlıktan kaynaklanan edilgen birikimler ve öğreti çarpıklıkları sanatçıyı bu arayışında tarih boyunca rahat bırakmamıştır. Öte yandan, kadın çıplaklığında hayvansal duyuları gıdıklayabilecek bir unsuru da mutlaka ve öncelikle yakalamak isteyen ve bunun salyalı bekleyişi içinde olan bir kesim daha olagelmiştir. Kısacası, çıplak'ın ucundan çekiştirenler çoktur. Çıplak kadın olayına yaklaşan gerçek sanatçı da bir çeşit gözaltına alınmış gibidir. Edebiyatta, resimde, heykelde, fotoğrafta ve sinemada çıplak'ı uç beklentilerden uzakta, içten doğallığı içinde tüm dengesiyle yakalayabilmek büyük çaba ister.
Fotoğraf gerçeğinde çıplak'ı yakalama çabasında Çerkes Karadağ'ı çok ileri düzeylere varmış görüyoruz. Bu genç sanatçının göz merceğinde doğuştan gizli o yoğun görebilme ve ayrıntı yakalayabilme üstünlüğünü hep takdirle izleyegelmişimdir. Görsel derinleşebilme yeteneğine, az rastlanır bir beyinsel sentez gücünü hiç zorlanmadan katarak, dağları, yamaçları, yörükleri, çadırları, keçileri, kaşağıları, tokaları, kalemleri, balerinleri fotoğraflayıp duruyordu.