Necdet Gülen
Ya Sevgili Hacı, hani sen baban, annen gibi seksen-doksan’larından önce gitmeyecektin... Neşe kaynağı, enerji deposu... Türkiye’nin Paris’i,
Beypazarı’nın “Deptim, kasnak tekerlendi, öptüm dudak şekerlendi...” türküsünü senden iyi söyleyip oynayan yoktu. Beypazarı son yıllarda gerçekten Paris oldu ama o güzel sesin Şahin tepesinde artık hiç çınlamayacak. Orada artık hüzün egemen.
12 B’de İngilizce’den çakan çalışkanlara inat bir tek kelime bilmeksizin mezun olunca Lütfullah’a nasıl
takılmıştın.
Ver elini Almanya... Dünya’ya boş veren, neşe dolu, bohem Necdet… Yüksek inşaat mühendisi oluş... Güzel ve kendisi gibi rint-meşrep Alman gelin Roze (Gül) gelir gelmez Beypazarı’nda şalvar... Türk-Alman dostluğunun ürünleri Deniz (196...), Kerim (....) ve Semih (....) babası gibi inatçı... Ama Lütfullah gibi beyaz yakalı inatçı değil...
Elinde keser, kazma, çivi... Beceremeyenlerin ustası da... Külüstür bir kamyon...Gece yok, gündüz yok... Daha sonra uzun yıllar Erzincan ve Malatya... Dağ, bayır; yaz, kış... Devlet ihaleleri, zor günler. Çoluk çocuk bu meşakkatli günleri yiğitçe göğüslediler. Nihayet Ankara’ya dönüş ve yerleşme. Yine GS’lı ve Beypazarılı arkadaş ve dostlarla yoğun çalışma, ama devamlı sigara, akşamları da birkaç kadeh...
Ama kahpe felek ona talihsiz bir son hazırlamış neylesin...Tam da Necdetlik bir ölüm. Gece sarhoş bir arkadaşını beladan korumak için geçirdiği bir iç kanama. Hafta sonu tatilini feda edemeyen Profesör, Cerrah arkadaşın ihmali... Kanamanın genişlemesi, ameliyatta acı son, hepsi 3 gün...
Lütfullah’ın müdahaleleri, gayretleri sonuç vermiyor, sene 1992...
Bibliyografya
Sıra Dışı Hayatlar Cilt 14 - Galatasaray Liseli Mühendisler - Mimarlar
Beypazarı’nın “Deptim, kasnak tekerlendi, öptüm dudak şekerlendi...” türküsünü senden iyi söyleyip oynayan yoktu. Beypazarı son yıllarda gerçekten Paris oldu ama o güzel sesin Şahin tepesinde artık hiç çınlamayacak. Orada artık hüzün egemen.
12 B’de İngilizce’den çakan çalışkanlara inat bir tek kelime bilmeksizin mezun olunca Lütfullah’a nasıl
takılmıştın.
Ver elini Almanya... Dünya’ya boş veren, neşe dolu, bohem Necdet… Yüksek inşaat mühendisi oluş... Güzel ve kendisi gibi rint-meşrep Alman gelin Roze (Gül) gelir gelmez Beypazarı’nda şalvar... Türk-Alman dostluğunun ürünleri Deniz (196...), Kerim (....) ve Semih (....) babası gibi inatçı... Ama Lütfullah gibi beyaz yakalı inatçı değil...
Elinde keser, kazma, çivi... Beceremeyenlerin ustası da... Külüstür bir kamyon...Gece yok, gündüz yok... Daha sonra uzun yıllar Erzincan ve Malatya... Dağ, bayır; yaz, kış... Devlet ihaleleri, zor günler. Çoluk çocuk bu meşakkatli günleri yiğitçe göğüslediler. Nihayet Ankara’ya dönüş ve yerleşme. Yine GS’lı ve Beypazarılı arkadaş ve dostlarla yoğun çalışma, ama devamlı sigara, akşamları da birkaç kadeh...
Ama kahpe felek ona talihsiz bir son hazırlamış neylesin...Tam da Necdetlik bir ölüm. Gece sarhoş bir arkadaşını beladan korumak için geçirdiği bir iç kanama. Hafta sonu tatilini feda edemeyen Profesör, Cerrah arkadaşın ihmali... Kanamanın genişlemesi, ameliyatta acı son, hepsi 3 gün...
Lütfullah’ın müdahaleleri, gayretleri sonuç vermiyor, sene 1992...
Bibliyografya
Sıra Dışı Hayatlar Cilt 14 - Galatasaray Liseli Mühendisler - Mimarlar