| Yazar | : | Mahmut Karakaş |
| İsbn | : | 9751708354 |
| Yayın Tarihi | : | 1991 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 650 |
| Ölçü | : | 13,5 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Kültür Bakanlığı |
İslam medeniyeti, İslam dininin yayılması ile daha doğrusu Peygamber Efendimizin İslami tebliği ile başlar. O'nun önderliği ve O'nun aydınlatması neticesinde ilerleme, yükselme olmuştur. Ne zamanki Allah (C.C.) ve Resulullah (S.A.S.)'a iman ve itaat azalmışsa, işte o zaman maddi ve manevi zararlara ve gerilemelere uğranılmıştır. Böyle zamanlarda eski cahiliye devrine dönüş göze çarpmaktadır. Mesela cahiliye devrinde Araplar, gözü şaşı olanı değirmen taşına baktırmışlar ve bu suretle gözün doğrulacağını zannederlerdi. Bu şekildeki tedavi inancına ben de memleketimde şahit olmuşumdur.
Medeniyet, ahlak, adalet ve müspet ilimlerdeki üstünlük ile ancak olabilir. Yani bugün müspet ilimler dediğimiz ilimler, teknik ve fen ancak medeniyetin bir bölümünü meydana getirebilir. Yoksa yalnız bu ilimlerde ilerlemek, medeniyetteki üstünlüğü göstermez. İslam medeniyeti, ahlakı, adaleti, itikadı ve müspet ilimlerdeki üstünlüğü ile bir bütün olarak kabul edilir. İşte kitabımızın konusu olan İslam medeniyetinin müspet ilimler ve teknikteki hamle, daha ziyade Emevi halifeliğinin sonlarına doğru, miladı VII. asırda göze çarpar. Bu devirde daha çok eski Yunan ve Mısır filozoflarının ve ilim adamlarının kitapları tercüme edilmeğe başlanmış ve medeniyetin müspet ilimlerdeki asıl hamlesi için bir hazırlığa girişilmiştir. Abbasi devri ise, artık Müslüman âlimlerinin bütün İslam ülkelerinde kaynaşmaya, ilmi faaliyet göstermeye, icat ve keşiflerde bulunmaya başladığı devirdir. Bu VIII. asırdan XIII. asır sonlarına kadar devam eder. Bu asırdan itibaren duraklamaya başlayan İslam medeniyeti, XV. asırda bile yeni buluşlar yapmaya devam etmiştir.
Avrupa'nın cehalet karanlığında yüzdüğü bir devirde, Müslüman âlimler XX. asır medeniyetinin ilk tohumlarını atmakla meşgul idiler. IX. ve XIII. asırlarda Kurtula, Bağdat, Merakeş, Kahire, Urfa, Tus ve çeşitli İslam şehirlerinde üniversiteler, hastahaneler, rasathaneler ve kütüphanelerin sayısı günden güne kabarıyordu. Müslümanlar tıp, felsefe, astronomi, matematik, geometri, tabii ilimler, eczacılık, kimya ve fizik gibi ilimleri tedris ediyorlardı. Kâtip Çelebi, felsefiyat denilen bu ilimleri şöyle taksim etmiştir: