| Yazar | : | Salih Özkan |
| Yayın Tarihi | : | 1993 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 222 |
| Ölçü | : | 15,5 x 22,5 cm |
| Yayınevi | : | Tutibay Ltd. Şti. |
İbni Haldun'a göre; Devletler de insanlar gibi, doğar büyür ve sonunda ölürler. Bu görüş özellikle ırki bakımdan mütecanis bir yapı arzetmeyen devletler için kaçınılmaz bir son gibi görünmektedir. Yine Ahmet Ferit Tek "Turan, adlı eserinde mütecanis yapı arzetmeyen imparatorlukların fazla uzun ömürlü olamayacağını Osmanlı Devletinin 600 yıl gibi uzun bir süre yaşamasının ise, devletin dayandığı değerin İslam'dan kaynaklanan "Adalet olmasına" bağlıyor. Fakat ne olursa olsun geçmişi ne kadar görkemli ve uzun olursa olsun, Osmanlı Devleti için de böyle bir son kaçılmazdı.
Yalnız bu doğup büyüme ve sonunda ölme olayı, sözle anlatıldığı gibi kolay olmaz. Mesela öyle ölümler vardır ki; aniden olur, öyle ölümler de vardır ki iyileşmesi mümkün olmayan bir hastalığın sonucunda yavaş yavaş gerçekleşir. Bu son safha devlet hayatında da olabilir. Tıpkı Osmanlı Devletinde olduğu gibi.
Osmanlı Devleti de 13. ve 14. yüzyıllarda doğuş, 18. yüzyıla kadar olgunluk dönemi yaşamış sonunda 19. yüzyıldan başlamak üzere, son safhaya (yani ölüm) girmiş, 20. yüzyılın başına kadar bu son safha, tıpkı iyi olması mümkün olmayan hastalığa yakalanmış gibi yavaş yavaş gerçekleşmiştir. Osmanlı Devleti 18. yüzyılın sonlarına kadar takip ettiği üstünlük politikasını, 19. yüzyılın başlarında terkedip, başkalarına dayanarak varlığını sürdürme politikası izlemiştir (Yatağa düşmüş bir hastanın hayatını devam ettirmek için tabii ihtiyaçlarını başkalarının yardımıyla gidermesi gibi). 20. yüzyılın başlarında tamamen kendini başka kuvvetlerin eline bırakan devlet, takip ettiği iç ve dış politikayla tamamen yok olmuştur.
Biz burada, yatağa düşmüş hasta durumunda olan, Osmanlı Devletinin takip ettiği dış politika ile nasıl safha safha yok olduğunu göreceğiz. Bunu sadece, Mütareke yıllarındaki politikasını izlemek suretiyle ortaya koyacağız. Ancak bu dönemin iyi anlaşılabilmesi için daha önce takip edilen dış politikaya da "Giriş" adı altında değineceğiz. Mütareke yıllarındaki siyasi hadiseleri de derinlemesine değil, Fakat dış politika ile ilgilileri bakımından önemlileri üzerinde duracağız.