| Yazar | : | Edip F. Çelik |
| Yayın Tarihi | : | 1980 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 657 |
| Ölçü | : | 16 x 23,5 cm |
| Yayınevi | : | İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi |
| Bahsi Geçen | : | Edip Çelik |
Kamuoyunda, giderek aydın ve hukukçu çevrelerinde, genellikle yerleşmiş kanıya göre, Milletlerarası Hukuk yetersizdir, etkisizdir, lex imperfect'dir; daha da öteye, milletlerarası ilişkiler alanında hukuk, aslında, kaba gücün egemenliğidir.
Bu kanı yoktan yerleşmedi; olayların akışından, yaşantının gözlem ve oluşumlarından çıktı.
Milletlerarası Hukuk kurallarının çoğu kez çiğnenmesi ve buna karşı iç hukuk düzenlerinde görüldüğü ve alışıldığı biçimde yaptırımların uygulanamaması, bu hukuk dalının niteliği ve değeri konusunda kuşkular uyandırmıştır.
Oysa hukuksuz toplum olamayacağı, en darından en genişine, en ilkelinden en gelişmişine kadar bütün toplumlarda, zorunlu olarak, bir hukuk düzeni bulunduğu öteden beri benimseniyor. Bu, antik çağ düşünürlerinden Aristoteles'in söylediği ve Romalı hukukçuların belirttikleri bir gerçek.
Her toplumun hukuk düzeni ise, o toplumun gelişme düzeyi ile orantılıdır. Çünkü hukuk, Montesquieu'nün ölümsüz tanımıyla "eşyanın niteliğinden doğan zorunlu ilişkiler" i saptayan kuralların bütünüdür. Ve belli bir toplumda "eşyanın niteliğinden doğan zorunlu ilişkileri" o toplum adeta biyolojik bir organizma gibi salgılar. Yasa koyucunun görevi, bu ilişkileri saptayan kuralları araştırmak, bulmak, belirtmek ve onlara etkinliğini sağlamaktır.
Bu yüzdendir ki, yasa koyucunun eşyanın niteliğine uygun düşmeyen kanunlar yapması durumunda, ya bu kanunlar ölü terimler olmaktan öteye gidemez; ya da zorla uygulanmak yoluna sapılırsa, toplumun düzeni bozulur.
Bu yargı geçerli ise, milletlerarası toplum bakımından da geçerlidir. Milletlerarası toplumun başlıca özelliklerinden biri, kanun koyma işinin, milletlerarası bir yasama organının yokluğu nedeniyle, bir yandan bu toplum üyelerinin tutum ve davranışlarından doğan teamül kurallarıyla, öte yandan ve özellikle gene bunların aralarında yaptıkları antlaşmalarla gerçekleşmesidir.