| Yazar | : | Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Tuncer |
| İsbn | : | 9757395196 |
| Yayın Tarihi | : | 1994 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 978 |
| Ölçü | : | 16 x 23 cm |
| Yayınevi | : | Akademi Kitabevi |
Bugüne kadar, edebiyat tarihimizin bir bütün halinde yazılamayışı, ciddi rahatsızlıklara neden olmaktadır. Bu konuda yetkin kişilerin ürkekliği, düşündürücüdür. Kılı kırk yaran mantık, bir köşeye çekilmiş; bulduğunu heybesine dolduran ve edebiyat tarihi yazdığını Sanan zihniyet, ortalıkta cirit atmaktadır. İlim adamları, edebiyatçılar ve sanatçılar, sessizce mırıldanmaktan öteye gidememektedir.
Bize göre edebiyatı, sanatı ve sanatçıyı kucaklayan anlayış, bilimsel bir platformda birleşmek ve somut bir adım atmak zorundadır. 21. Yüzyıla girdiğimiz bir devrede, hala edebiyatımızın devirleri ve şahısları yerine oturtulabilmiş değildir. Abdülhalim Memduh'un "Tarih-i Edebiyat-ı Osmaniye"sinden Vasfi Mahir KOCATÜRK'ün "Büyük Türk Edebiyatı Tarihi"ne kadar, yaklaşık otuz dolayında edebiyat tarihimize dikkatle bakıldığında, bu derbederliğin sürüp gittiği görülecektir.
Edebiyat tarihimiz şahıs, devir ve eser üçgeni etrafında ortaya çıkarılmalıdır. Bu iş, üniversiteler, yazarlar, sanatçılar ve bakanlıklar seviyesinde ele alınmalı ve mutlaka bir çözüme ulaşılmalıdır. Aksi halde, bu karmaşadan kurtulmak mümkün olmayacaktır.
Sözgelimi, hala Hamdullah Suphi'nin, Fuat Köprülü'nün, Refik Halid'in yeri, Fecr-i Ati mi, Milli Edebiyat mı diyeceğimizi artık anlamalıyız. Yine Yakup Kadri'yi Fecr-i Ati'de arayıp, Milli Edebiyat ve Cumhuriyet devrinde dolaştıran değerlendirmeler vardır. Örnekleri çoğaltmak mümkün... Edebiyat tarihlerimize bakıldığında, en güvenilir kaynakların bile ortak ses veremedikleri görülmektedir. O nedenle bir ekip çalışmasıyla bu çıkmaza son verilmesi gerektiği ortadadır. Bu konuda yazıp çizenler ve kafa yoranlar bellidir, bunların biraya getirilmesi kaçınılmazdır.
Şimdi, elinize ulaşan bu kitapta, görmek istediğiniz veya istemediğiniz isimlerle karşılaşacaksınız. Böylesine belirsiz ve göreceli bir havadan kurtulmanın sıkıntısını duyacaksınız. Mahmut Yesari, Abdülhak Şinasi HİSAR ve Falih Rıfkı AT AY gibi şahsiyetlere, bu ciltte yer vermeyişimiz, belki yadırganacaktır.