Mehmet Esin
Haziran 1938 İstanbul doğumluyum.
Hepimiz ilkokulu farklı okullarda okuduğumuz için arkadaşlarımızla tanışmamız 1949 yılında Galatasaray Lisesi'ne, Ortaköy' e "hazırlık" sınıfına girince başladı.
Harbin etkilerinin hala devam ettiği o yılların sonlarında saatine elli kuruş ödenen Fransızca dersleri neticesi "animal"in çoğulunun "animaux" olduğunu öğrenmiş olmam nedeni ile bu kelime lakap olarak üzerime yerleşti.
Ancak lakabım geniş "spectrumlu". Belirli bir türle veya cisimle sınırlı değil. İşte öyle bir şey...
1949'da ağlayarak başladık okulumuza, çoğunluk arkadaşımızda olduğu
gibi... Bitirdiğimizde ise muhakkak ki bir sevinç yaşadık ama yıllar içerisinde kapısından içeri adımımızı her attığımızda, onu çok özlemiş olduğumuzu anlardık.
Okul günleri ile ilgili bir çok anıyı beraber yaşadığımızı düşünüyorum.
Benim aktarabileceğim bir anekdot var. Çok eskilerin bir Galatasaray'lısından; Dayım olan Kemal Ahmet Aru'dan. Rahmetli dayım "hayatıma yön veren prensipleri ben Galatasaray'da edindim, yüksek tahsil ve akademik kariyerim fazla bir katkıda bulunmadı" demişti. Kendisi
mimardı. Hoca idi. Bu söylediği belki çoğumuz için geçerli.
Elli sene boyunca yılda birkaç kez bir araya gelmek, bir-iki kadehle bu
birlikteliği kutlamak, tekrar bir araya gelineceğini bilerek ayrılmak bizim
de edindiğimiz prensiplerden, en tatlısı bu olsa gerek.
Mimarlık okudum. Cem ve Oya adlarında iki evlat ve Taha ve Emir
Kuşçulu, Deniz Arman adlı torunlarım var. Bundan sonrası ise sevgili
Yüksel'in takvim yapraklarını, teyzem oğlu Edis'in telefonlarını da bekleyerek hayatı gittiği yere kadar sevgili ve kıymetli eşim Ünal'la beraber yaşamak.
Bibliyografya
Sıra Dışı Hayatlar Cilt 14 - Galatasaray Liseli Mühendisler - Mimarlar
Hepimiz ilkokulu farklı okullarda okuduğumuz için arkadaşlarımızla tanışmamız 1949 yılında Galatasaray Lisesi'ne, Ortaköy' e "hazırlık" sınıfına girince başladı.
Harbin etkilerinin hala devam ettiği o yılların sonlarında saatine elli kuruş ödenen Fransızca dersleri neticesi "animal"in çoğulunun "animaux" olduğunu öğrenmiş olmam nedeni ile bu kelime lakap olarak üzerime yerleşti.
Ancak lakabım geniş "spectrumlu". Belirli bir türle veya cisimle sınırlı değil. İşte öyle bir şey...
1949'da ağlayarak başladık okulumuza, çoğunluk arkadaşımızda olduğu
gibi... Bitirdiğimizde ise muhakkak ki bir sevinç yaşadık ama yıllar içerisinde kapısından içeri adımımızı her attığımızda, onu çok özlemiş olduğumuzu anlardık.
Okul günleri ile ilgili bir çok anıyı beraber yaşadığımızı düşünüyorum.
Benim aktarabileceğim bir anekdot var. Çok eskilerin bir Galatasaray'lısından; Dayım olan Kemal Ahmet Aru'dan. Rahmetli dayım "hayatıma yön veren prensipleri ben Galatasaray'da edindim, yüksek tahsil ve akademik kariyerim fazla bir katkıda bulunmadı" demişti. Kendisi
mimardı. Hoca idi. Bu söylediği belki çoğumuz için geçerli.
Elli sene boyunca yılda birkaç kez bir araya gelmek, bir-iki kadehle bu
birlikteliği kutlamak, tekrar bir araya gelineceğini bilerek ayrılmak bizim
de edindiğimiz prensiplerden, en tatlısı bu olsa gerek.
Mimarlık okudum. Cem ve Oya adlarında iki evlat ve Taha ve Emir
Kuşçulu, Deniz Arman adlı torunlarım var. Bundan sonrası ise sevgili
Yüksel'in takvim yapraklarını, teyzem oğlu Edis'in telefonlarını da bekleyerek hayatı gittiği yere kadar sevgili ve kıymetli eşim Ünal'la beraber yaşamak.
Bibliyografya
Sıra Dışı Hayatlar Cilt 14 - Galatasaray Liseli Mühendisler - Mimarlar