Mecburen Atatürkçü

Yazar : Yavuz Bahadıroğlu
İsbn : 9754082456
Yayın Tarihi : Şubat, 1994
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 320
Ölçü : 13,5 x 19 cm
Yayınevi : Yeni Asya Yayınları

Sayın Başöğretmenim... Ben kendi gerçeğinden kopuk bir dünyanın çocuğuyum; bu yüzden çocukluğumu sade bir nostalji ile değil, hep buruk bir hasretle anarım. Buruk hasretimin etrafında, çepe çevre yasaklar zinciri. Zincir paslı ve uzun. Bir halkası ezana geçmiş, bir halkası Kur'an'a, bir halkası da Vicdana. Yürekler yanarken vicdanlar kanıyor. Kısacası, çocukluğum, hürriyetin "h"siyle tanışamadan yasakların şahıyla tanıştı... Nelerin serbest olduğunu öğrenemeden nelerin yasak olduğunu öğrendim (Sahilden alta ile bir-iki balık tutma yasağı dahil). Kafamda yasaklardan örülü utanç duvarlarıyla yaşadım bir süre. Doğru dürüst ezanı, sadece Ramazandan Ramazana, köylünün dişinden tırnağından artırdıklarıyla tutabildiği Oflu hocaların fısıltılarından duyardım: "Allahüekber Allahüekber... " Fısıltılardan sonra beynimi "uludur uludur" çığlıkları tırmalardı: "Tarın uludur tanrı uludur!" Naima Ana, camiye yakın evinin avlusunda abdest alırken kahırlanarak mırıldanırdı: "Uluyasınız da bıçaklara gelesiniz!" Ben, "Hangi tanrı?" diye düşünürdüm: "Savaş tanrısı mı daha uludur, barış tanrısı mı?" Yunan mitolojisinden çıkma tanrıların minarelerimizde ne aradığını soramazdım. Çocuk olduğum için sormayı bile akıl edemezdim belki, ama akıl edebilenler de soramazdı. Devir tek parti devriydi. "Düşünme, sorma, söyleme" devri... Devir ezana kelepçe, Kur'an'a süngü devriydi. Aileler, çocuklarına Kur'an öğretemezdi. Buna rağmen bir gün kendimi, Bilal-i Habeşi ezanını fısıltıya gömüp, yüksek sesle "tanrı uludur" biçiminde mecburi çığlıklar atan Oflu Hocanın yeşil boylu rahlesinin önüne diz çökmüş buldum.
******Yavuz Bahadıroğlu
DİKKAT!
İstanbul Kitapları (7654 kitap)
ve
Osmanlı Kitapları (2586 kitap)
Koleksiyonları satılıktır.
Çok kıymetli ve nadir kitapları da kapsayan bu
Koleksiyonları almak isteyenler
İletişim paragrafından lütfen mesaj gönderin...