| Yazar | : | Aydemir Balkan |
| İsbn | : | 9752302696 |
| Yayın Tarihi | : | Aralık, 2006 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 215 |
| Ölçü | : | 16,5 x 23,5 cm |
| Yayınevi | : | Boyut Kitapları |
Bu yılın başında ABD hükümeti tarafından, Birleşmiş Milletler teşkilatına Amerika'nın büyükelçisi ve delegesi olarak gösterilen John Bolton, Mavi Bayraklı Birleşmiş Milletler için hiç de insaflı değildi: - "Bu gökdelenin on katını tıraş etseniz, ne içerdekiler, ne de dışardakiler hiçbir şeyin farkına varmazlar." demişti. Birleşmiş Milletler'e yöneltilen bu ağır hüküm, aslında beş on yıldır biriken eleştirilerin ve şikâyetlerin bir devamıydı. Eleştirilerin çoğu haklıydı. Bunlara temas edeceğim. Ama Amerika Birleşik Devletleri de kendi elleriyle kurdukları ve insan haklarının kutsal prensipleriyle yücelttikleri bu teşkilatın üstüne yıllardır, pervasızca basıp geçmekte değil miydiler? Yugoslavya'nın insafsızca bombardımanını, Irak savaşlarında nötron obüsleriyle, Tomahawk füzeleriyle on binlerle masum insanın kanına girildiği, ülkelerin geniş toprakların alt üst edildiği yakın dönemleri hatırlayalım. Bush hükümetleri, son yıllarda Birleşmiş Milletler'in bütün barış ve uzlaşma önerilerini çiğneyip geçmişler, moral değerleri savunan bütün uluslararası toplulukları hiçe saymışlar, dünya kamuoyuna açıkça meydan okumuşlardı. İsrail ise yıllar boyunca, Birleşmiş Milletler'in tam 27 kararına karşı gelmiş, bildiğini okumuştu. Bütün bunlar, Birleşmiş Milletler'in genel sekreteri için istifayı basıp gitmesine yeterli sebeplerdi. Fakat gitmedi, gidemedi. UNESCO, Birleşmiş Milletler'in en büyük ve en itibarlı teşkilatıydı. Bu teşkilatta hayatımın önemli bir bölümünü, yirmi beş yıla yakın bir süreyi geçirdim. Ben ve meslektaşlarım zaman zaman çeşitli sebeplerle düş kırıklığına, umutsuzluğa uğramışızdır. Çünkü UNESCO içinde de, Bush ve ortaklarının yaptığı kadar olmasa bile, kutsal yeminlerin çiğnendiğine, prensiplerin üstlerine perde çekildiğine tanık oluyorduk. Mavi Bayrağın gölgesinde bazı çirkin oyunlar oynanıyordu. Her şeye rağmen, bu kitaba başlarken, UNESCO sekretaryasındaki yakışıksız olayların çoğunu kapalı geçmeye kararlıydım…