| Yazar | : | Serdar Soydan |
| İsbn | : | 9789944486729 |
| Yayın Tarihi | : | Haziran, 2008 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 313 |
| Ölçü | : | 13,5 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Kapı Yayınları |
İstanbul Hikâyeleri başlığı altında topladığımız bu hikâyeler, farklı araştırmacılar tarafından tasnif edilmeye çalışılmış bir külliyat arasından seçilmiştir. Bu külliyat, kâh Halk Edebiyatı, kâh Divan Edebiyatı başlığı altında değerlendirilmiş, Hasibe Mazıoğlu, Agâh Sırrı Levend, Mustafa Nihat Özön gibi araştırmacılar Divan Edebiyatında hikâyenin gelişimini araştırırken, Pertev Naili Boratav, Şükrü Elçin gibi araştırmacılar Halk Edebiyatı ürünleri içerisinde, Özdemir Nutku ve Fuat Köprülü ise yine Halk Edebiyatı başlığı altında ama bu defa meddahlık ve buna bağlı anlatı geleneği dairesinde bu eserlerden bazılarının adını anmış ve üzerlerinde çalışmışlardır. Hasan Kavruk, Pakize Aykaç, David Selim Sayer gibi daha genç bazı araştırmacılar da doksanlı yılların sonundan itibaren yaptıkları çalışmalarla bu alana dair yeni ve önemli bir birikimin oluşmasına katkıda bulunmuşlardır.
İstanbul Hikâyelerinin hangi tarihten itibaren yazıldığını yahut -kökenlerinin meddah anlatıları olduğu görüşüne katılırsak- hangi tarihten itibaren yazıya geçirildiğini tam olarak bilmiyoruz. Yapılan her araştırmada yeni keşfedilmiş metinlerin ortaya çıkması ve adı geçen, Fransızca çevrisi olan bazılarının da kaybolmuş olması kesin bir veri ortaya konmasını güçleştiren etkenler. Ancak İstanbul' da geçmese bile benzer izleksel ve dilsel özellikler sergileyen ve Kavruk'un araştırmasına göre şu ana kadar bulunmuş en eski telif hikâye olan Hikâye-i Anabacı'nın 16. yüzyıl başında kaleme alındığını hesaba katarak belirli bir coğrafyada geçen, gerçekçi hikâyelerimizin 16. yüzyıldan itibaren yazıya geçirildiğini söylememiz yanlış olmaz…