| Yazar | : | Sermet Muhtar Alus |
| İsbn | : | 9754706352 |
| Yayın Tarihi | : | 1997 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 289 |
| Ölçü | : | 16 x 23 cm |
| Yayınevi | : | İletişim Yayınları |
Masal Olanlar'da yer alan yazılar üç bölüme ayrılabilir. İlk bölümdekilerin temel bir özelliği var. Her konunun bir tanığın dilinden aktarılması, yani bir tür röportaj oluşu. S.M. Alus Masal Olanlar'dan hemen önce yine Akşam gazetesinde yayımlanan (8 Mart - 26 Nisan 1932) "Eski Defterdekiler" başlıklı dizide eski İstanbul yaşamından farklı kesitleri sorular yönelttiği kişiler aracılığıyla ve daha çok onların hayat hikâyeleri ekseninde aktarmaya çalışmıştı. Bu yazılar da bir tür anket defteri çerçevesinde oluşturulmuş röportajlar gibidir Ancak üstad bunlardan beklediği sonuçları elde edemediğini son yazıda (Doktor Mithat Salim Bey, Akşam, 26 Nisan 1932) şu ince sözlerle itiraf eder "Meğerse farkında olmadan, gayet zor bir işin içine dalmışım. Eski defterlere ait bütün suallerimin cevapları hiç umduğum gibi çıkmadı. En kan kırmızı, en çiçeği burnunda olanlar, ya cevap vermediler veyahut üstünkörü şeyler söyleyerek sıyrılmak istediler. Benim haberim yok; herkes Ebussuud Efendi'nin torunu imiş." Hemen ekleyelim ki üstadın o zaman pek beğenmediği o cevaplarda bugünün okuru için önemli birçok bilgi, son derece değerli yüzlerce ayrıntı saklıdır.
"Eski Defterdekiler" tecrübesiyle S. M. Alus tanıklıklarına başvurduğu kişilerin bilgilerini kendi kafasındaki sorularla sınırlamak yerine onları serbest bırakarak daha çok şey elde edebileceğini farketmiş ve Masal Olanlar'ın niteliğini gene aynı yazıda şöyle belirtmiştir:
"Bundan sonra 'Masal Olanlar' başlığı altında çıkacak yazılarımda gezme tozma yerleri, eğlenenler, beğenilen güzeller hakkında kimseyi sigaya çekmeyeceğim. Çenesine, bilhassa etrafına güvenenler, bugün masal olmuş mevzulardan birini anlatacak, ben de olduğu gibi yazacağım." Gerçekten de Masal Olanlar'ın ilk bölümündeki yazılar bu bakımdan amacına ulaşmış sayılabilir. Dikkat edilirse bu yazılarda tanıklıklarına başvurulan kişilerin hemen hepsi kadındır ve anlattıkları da eskinin kapalı yaşam düzeninde erkeklerin fazla bilgi sahibi olmadıkları adetler, gelenekler üstünedir. Ne yazık ki kimlikleri hakkında üstadın aktardıklarından başka bir şey bilemediğimiz bu kadınlar bir dönemin sessiz sesleri, gizli tarihçileridir.