| Yazar | : | Mehmet Saydur |
| İsbn | : | 9753481594 |
| Yayın Tarihi | : | 2001 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 272 |
| Ölçü | : | 16 x 24 cm |
| Yayınevi | : | Çınar Yayınları |
Bugün sokaktaki insana "Markopaşa size neyi anımsatıyor?" diye sorsanız, yarıdan çoğunun yanıtı "Gazete!" veya "Dergi!" olacaktır. Üstelik bu insanların çoğu Markopaşa çıkarken henüz doğmamıştır. Hiçbir yayın organı yoktur ki, halkın gönlünde bu kadar taht kurmuş olsun... Oysa Markopaşa ile uğraşan ne bakanların, ne valilerin, ne emniyet müdürlerinin, ne savcıların, ne de yargıçların adı kaldı. Markopaşa yazarlarını ise herkes tanıyor.
Markopaşa Gerçeği birçok açıdan önem taşıyordu. Bunlardan biri ülke olarak bugün geldiğimiz nokta... Gelinen noktanın asıl kökleri çoğunlukla 1946'lara dayanıyor. Atatürk'ün sağlığındaki devrimler coşkusunun durdurulması ve Ulusal Kurtuluş Savaşı kültüründen kapmaya başlayış bu yıllarda oldu. Karşıdevrim tohumlarını bu yıllarda attı. Bu yıllarda bir avuç aydının ve onların önde gelenlerinden olan Markopaşacıların canları pahasına mizah silahıyla yaptıkları uyarılar bugün daha da önem kazandı. Yeniden bağımlı duruma sokulduğumuz günümüz sorunlarına köklerine inmeden çözüm bulmak olası değil. Sorunları saptama açısından "Yanlış ne, nereden ve nasıl başlatıldı?" sorularına en güzel yanıtı Markopaşacılar vemıişlerdir. Kitabı okurken bu soruların yanıta kavuşacağını ve günümüze taşınacağını umuyorum. Ayrıca neyin, ne yönde değiştiği ve kaç arpa boyu yol aldığımız da zaman zaman ortaya çıkacak ve bizi düşündürecek...
Markopaşa'nın çıkış tarihi ilginçtir. 1946 yılı, emperyalizmin çeşitli dümenlerle yeniden Türkiye'ye girmeye başladığı yıldır. Bu girişe Türkiye'de muhalefet yapılmamış, iki parti de ABD taraftarı kesilmiştir. Muhalefetin olmadığı yerde aydına her zamandan daha çok iş düşmektedir. Markopaşa'nın çıkış gerekçelerinin başında çoğunlukla bu neden gelmektedir. Markopaşa, muhalefetin olmadığı yerde muhalefetlik yapacak; aydının, işçinin, halkın sözcüsü olacaktır. Emperyalizme karşı koyuş ucuz olmayacaktır kuşkusuz. İşin ucunda sürgün de vardır, hapislik de... Hem de çatkapı içeri... Sözlü saldırılar, resmi baskılar, gazeteye el koymalar... Gün gelir bunlar da durduramaz Markopaşacıları. Bu kez ölüm de onlar için olur. Sabahattin Ali bu yolda öldürülür...