| Yazar | : | M. Cemil Bilsel |
| Yayın Tarihi | : | Eylül, 1998 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 464 |
| Ölçü | : | 16,5 x 24 cm |
| Yayınevi | : | Sosyal Yayınlar |
Lozan, bir kelime ile söylenmek istenirse, istiklaldir. Ben, bunun için koca bir kitap yazdım. Kitap, bu istiklali elde edişin, hukuku düvel bakışından, hikâyesidir.
Lort Kürzon, Lozan'da bir çekişme sırasında İsmet Paşa'ya, bütün ömrünce tarih ile uğraştığını söylemişti. Tarih, yalnız geçmişi canlandırdığı için değil, dünü anlatırken bugünü ve yarını da aydınlattığı içindir ki her memlekette çok okunur. Hele bu tarih, yirminci asrın içinde, efsane sayılacak bir hadisenin hikâyesi olursa.
İsa'nın en büyük mucizesi, ölüyü diriltmektir. Benim hikâyesini yazdığım hadise, bütün bir milletin ölümden dirilişidir. Tarihte, öldükten sonra dirilmiş milletler yok değildir. En yeni olarak, Çekoslovakya, Polonya uzun bir ölümden sonra dirildiler. Ancak, onların yeniden dirilişi, daha ziyade, siyasi kombinezonlar neticesidir. Türk milletinin dirilişi, sırf kendi eseridir ve ona mucizeliği veren dc budur.
Mucize dedim; Osmanlı İmparatorluğu'nun son iki asırlık inhitat tarihi göz önüne alınırsa, bu diriliş, hakikaten mucizedir. Fakat Türk milletinin bütün tarihi itibariyle düşünülürse bu, dünya tarihini büyüklükleriyle dolduran Türk milletinin sadece bir uyanışıdır. Zaten içtimai hayatta mucize yoktur. Türk milleti, kendisini öldürmek için uzanan elleri kırdı ve boynuna takılmak istenilen ölüm ilamını yırtarak, yirminci medeniyet asrının yüzüne fırlattı.
Kurtuluş savaşında Türklüğün filen elde ettiği neticeyi devletler Lozan'da kabul ettiler ve çok güçlükle kabul ettiler. Onun için Lozan, istiklaldir.
Ben, kurtuluşun, milli mefahirimizden saydığım bu safhasını yazmak istedim. Ancak, gündüzün aydınlığı gecenin karanlığı görülmeden, sağlığın kadri hastalık çekilmeden ve ölüm göz önüne getirilmeden, hürriyetin bahası hürriyetsizliğin ve köleliğin acıları duyulmadan iyi anlaşılamaz…