| Yazar | : | A. Karaca Borar |
| İsbn | : | 9756102063 |
| Yayın Tarihi | : | Nisan, 2006 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 128 |
| Ölçü | : | 13,5 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Soyer Yayıncılık |
Perde açıldığında ben o özel on iki sıradan birinde oturuyorum. Perdenin kalkmak üzere olması bende diğer insanlara göre daha bir yürek çarpıntısına neden oluyor. Tuxedomun kol ucunda belirsiz bir leke, süet pabucumda bir sıyrık! Hemen düzeltiyorum. O kadın başrolde olamasa bile en sevdiğim operanın, en sevdiğim düetini bana bakarak söylüyor. Dolu çok dolu salonda duyabiliyorum sadece benim için söylendiğini. Bravossimo türü bir performans oluyor ve alkışlar, alkışlar. Gözleri ile beni arıyor, biliyorum. Bakışlarımız birleşiyor ama sadece yetmeyen bir saniyede. Carnegie Hall'dan çıkıyor davetli olduğumuz hemen oracıktaki otel odamızda oluyoruz, durmuyorum, koşup yorgun sanatçıma en sevdiği corn beeef sanwich'i Carnegie Deli'de yaptırıyorum. Ellerini öperek veriyorum, yemesini seyrediyorum. Herbert von Karajan odaya giriyor birden Beethoven 9. Senfoni başlıyor. Sevgilim sandwich elinde bana bakmadan maestroya koşuyor, bagetinin minik hareketi ile sevgilim, Karajan yok oluyorlar, Carnegie Deli'ye gidip oturuyorum, bekliyorum.
Off-Broadway'in New York arka sokaklarındaki küçük uç beylikliği tiyatrolarından birisi. Ufak bir salon ama girişte solda bar var. Tanımadığım yazarın "P.s:Your Cat Is Dead" oyununu seyrediyorum. Salon dolu olmadığı için en öndeyim, hiç yer yokmuş gibi o koltuğun gururunu yaşıyorum. Oyunda duraklamalar oluyor anlık; benim için göz göze gelmeler. Sevgilim sahnede her sözü bana söylüyor gibi, esprilere en candan ben gülüyorum. Seyrederken sevgilimi düşünüyorum, düşünürken seyrediyorum, mutlu oluyorum.
Oyun bitiyor, kulisteki en sıcak öpücük benimkisi oluyor, herkes fark ediyor aldığım öpücüğümü; usulca, ıslak, yakın ve içten. New York sokaklarındayız. Jane Campion göstermiş bize
geceleri, ihtiraslı şehveti, yalnızlıkları, tutkuları renkleri ile "In the Cut"in sahneleri tadında sokaklar aynı sıkıntıyı yaşıyor; loşluklar, karanlıkta hareket eden gölgeler, her zaman durmadan geçen taksiler…