Leyla Açba Bir Çerkes Prensesinin Harem Hatıraları

Yazar : Harun Açba
İsbn : 9756491310
Yayın Tarihi : Mart, 2005
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 206
Ölçü : 13,5 x 21 cm
Yayınevi : L&M Yayınları
Bahsi Geçen : Melih Açba

"Ahh kader, kimini şan şöhret, kimini açlık ve sefalet içinde yaşatırken kimini de ayrılık ıstırabı ile kahrediyorsun." dermiş vaktiyle büyük halam Leyla Hanım kendi kendine... Bu sözcükler dudaklarından mısralar halinde dökülürken saray hayatı çoktan tarihe karışmış bulunuyordu ve kendi ifadesiyle artık" ... tatlı bir hayalden ibaretti." Leyla Hanım, daha doğrusu Prenses Leyla Açba-Ancabadze, hem saraydaki vazifesi, hem de ailesinin Osmanlı Hanedanı ile akraba olması sebebiyle sarayla daima bir alışveriş halinde bulunmuştur. Kendisi Türk İmparatorluğu'nun son padişahı Sultan Valıideddin Han'ın ilk eşi olan Emine Nazikeda Kadınefendi'nin nedimesiydi. Beş sene -ki bu 1919 ve 1924 yılları arasıdır- Kadınefendi'ye hizmet etmiş ve hanedanın yurt dışı edilmesinden sonra İstanbul'u terk etmek mecburiyetinde kalmıştır. Halam bu sürgüne dahil olmayıp yakınları ile beraber Anadolu'nun en uzak şehirlerinden biri olan Sivas'a taşınmışlardır. Sivas'ta sefalet içinde yaşayan halam, bu zor hayata uzun süre dayanamayıp genç yaşında vefat etmiştir. Ancak, ölümünden önce yazdığı hatıraların, yıllar sonra da olsa ailesinin eline geçeceğini düşününce herhalde huzur içinde gözlerini kapayabilmiştir. Bir saraylı hanımın hatıra yazması istisnai bir durumdur. Leyla Saz, Safiye Ünüvar ve Prenses Ayşe Osmanoğlu dışında hiçbir saraylı kadının hatırası bugüne kadar elimize ulaşmış değildir. Bunlardan da ilki sadece çocukluğunu sarayda geçirmiş bir hanımefendi -bu nedenle tam olarak saraya mensup olmuyor- ikincisi birkaç sene için küçük yaşta bulunan şehzade çocuklarını eğitmek amacıyla sarayda bulunmuş bir öğretmendir. Sonuncusu ise bir Osmanlı prensesi olarak yalnızca kendi duygularını ifade edebilmiştir. Bir hazinedarın, bir kalfanın, bir nedimenin neden hatıralarını yazmak akıllarından geçmemiştir? Bu sorunun cevabını çok aradım. Sonunda, bu derin sessizliğin sarayda gördükleri eğitimden kaynaklandığına karar verdim. Zira saray âdetince, sarayda yaşanan sarayın içinde kalırdı. Akrabalarımdan halam gibi saraylı olan Pervizfelek Hanım bu konuda bana yıllar evvel "Saray bir sır kutusudur, açılması imkânsızdır." demişti...
******
DİKKAT!
İstanbul Kitapları (7654 kitap)
ve
Osmanlı Kitapları (2586 kitap)
Koleksiyonları satılıktır.
Çok kıymetli ve nadir kitapları da kapsayan bu
Koleksiyonları almak isteyenler
İletişim paragrafından lütfen mesaj gönderin...