| Yazar | : | Hakan Yılmaz Çebi |
| İsbn | : | 9789944174510 |
| Yayın Tarihi | : | Ocak, 2008 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 184 |
| Ölçü | : | 13,5 x 21 cm |
| Yayınevi | : | Nokta kitap |
Ahd-i Atik Sandukası; Allah'ın Kuran'da bildirdiği ve içinde Hz. Musa ve Hz. Harun'dan da eşyalar barındıran değerli bir sandıktır. İslam âlimlerine göre, sandukanın en önemli özelliği M.Ö. 587 yılından beri nerede olduğunun bulunamaması ve ahir zamanda çıkacak olan Mehdi/Kurtarıcı ve onun başını çektiği "Bilgehanlar Hareketi" tarafından bulunacağının kabul edilmesidir.
Hz. Muhammed'in hadislerinde ve çeşitli tarihi kaynaklarda dikkat çekilen bir konu olan Aha-i Atik Sandukası, Allah'ın gönderdiği son ve bütünleyici ilahi kitap Kuran'da bildirilmektedir. Ayrıca ilahi bir kitap olarak indirilen, ancak sonradan tahrif edilmiş olan Tevrat'ta da bu sanduka hakkında bilgiler yer almaktadır. İslam âlimleri tarafından, Kuran ahlakının tüm dünya üzerinde hâkim olacağı bir dönemin de habercisi olan sanduka hakkında, Kuran'da; "Peygamberleri onlara şöyle dedi: "Onun hükümdarlığının alameti size o sandığın gelmesidir. Onda Rabbinizden bir güven duygusu ve huzur ile Musa ailesinin, Harun ailesinin geriye bıraktığından kalıntılar vardır. Onu melekler taşımaktadır. Eğer inanmış kimselerseniz bunda şüphesiz, sizin için kesin bir delil vardır." (Bakara Suresi, 248) şeklinde bir bilgi verilir.
Ahd-i Atik Sandukası, Hz. Harun döneminden sonra Hz. Davud döneminde, şehrin Birleşik Yahudi Krallığı'nın başkenti ilan edilmesiyle Kudüs'e taşındı. Hz. Süleyman tarafından yaptırılan mabede konulan sanduka, M.Ö. 587 yılına kadar Beytülmakdis'te kaldı. Aynı yıl içinde Babil İmparatoru Buhtunnesar -Babil'in Asma Bahçeleri'ni yaptıran kral- Kudüs'ü işgal etti ve o tarihten sonra yaklaşık 500 yıl ortadan kaybolan sandukanın, tahrip edilemediği ve onu koruyan Levililer tarafından mabedin altında hazırlanmış gizli bir bölmede saklandığı inancı yayıldı. M.5. 70 yılında ise Roma Valisi Titus'un Beytülmakdis'i yıktırdıktan sonra bu yeraltı odasına da ulaştığı ve mabedin kutsal eşyalarıyla birlikte sandukayı da Roma'ya götürdüğü varsayılmaktadır ve bu olay taş tabletlerin Horeb Dağı'nda sandığa konmuş olduğu, Tevrat pasajlarında şöyle bildirilmektedir: