| Yazar | : | Halit Kıvanç |
| İsbn | : | 9754583455 |
| Yayın Tarihi | : | Haziran, 2002 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 459 |
| Ölçü | : | 13 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | T. İş Bankası Kültür Yayınları |
Hakem, düdüğünü çalar ve maç başlar. Bu ilk düdük "başlama vuruşu"nu haber veren işarettir. Sonrasında futbolun tüm heyecanı, stattaki binlerden, kulağı radyoda ya da gözleri televizyonda on binlere, milyonlara kadar yayılır. Daha sonrasında ise, futbolun bitmez tükenmez muhabbeti başlar. Futbola pek yakın olmayanların en çok yadırgadığı da budur. "Bir buçuk saatlik maçı bir ömür konuşuyorsunuz" diye şaşarlar. Haksız da sayılmazlar bir bakıma... O sonsuz futbol sohbeti, bir başka deyimle, o doyumsuz futbol keyfi olmasa, hele hele eskiler gündeme getirilmese, belki de tadı kalmaz futbolun...
Hani kadın mahkemeye başvurur da... "Kocamın futboldan başka şeyi gördüğü yok. Şimdi sorsanız, ne gün evlenmiştiniz, deseniz... Onu bile hatırlamaz" diye, yargıca yakınınca... Koca, birden ayağa fırlar da... Kendini savunur: "Nasıl hatırlamam, sayın hâkimim? Bizim takımın ofsayttan yediği golle filan takıma 2-1 yenildiği maçtan bir gün sonraki pazartesi günü evlenmiştik. "
Çoklarına göre, futbol sporların kralıdır. Oynaması ayrı zevk, seyretmesi ayrı zevk, konuşması ayrı zevk olduğu için... Okuması da ayrı zevk olmalı, diye düşününce...