| Yazar | : | Prof. Dr. Sadrettin Tosbi |
| Yayın Tarihi | : | Mayıs, 1979 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 91 |
| Ölçü | : | 16 x 23,5 cm |
| Yayınevi | : | İktisat ve Ticaret Yüksek Okulu |
Orta çağ sisteminin kökeninde başlıca iki esaslı vakıa mevcuttur:
Cermen istilaları ve Müslüman istilaları.
a) Cermen İstilaları: Cermen istilaları dördüncü ve beşinci asırlarda meydana gelmiştir. Roma İmparatorluğunun enkazı üzerinde birtakım Cermen Krallıkları kuruldu. Bunlar yavaş yavaş eski adetlerini ve dillerini unuttular. Hristiyan dininin tesirlerine kapıldılar. Kilise de Roma medeniyetinin tesiri altında kalmış bulunuyordu. Bir müddet sonra bu barbar krallıklarında eski Roma idare şeklini andıran bir idare kuruldu. Eyaletlerin başına Kontlar, Dükler geçti. İstilalardan doğan kargaşalık devresi sona erince eski sistem bazı değişikliklerle geri geldi. Fakat barbar kralları bu sistemi idare etmek konusunda beceriksiz davrandılar, acizlik gösterdiler. Bunların tayin ettikleri idare amirleri ve büyük memurlar gitgide kraliyet idaresinin karşısında müstakil bir duruma geçtiler.
Topladıkları vergileri kralın hazinesine gönderecek yerde kendi hazinelerine aktardılar. İdareleri altında bulunan insanlara baskı yapmaya başladılar. Kral bu senyörlere söz geçiremez hale geldi. Bundan dolayı tebaasını da himaye etmekten aciz bulunuyordu. Kral tarafından himaye edilmediklerini gören halk mecburen senyörün himayesine sığınmak zorunda kaldı. Bu şekilde senyörle onun himayesine sığınan şahıs arasında bir antlaşma yapılmış oluyordu. (Contrat de recommandation). Bu antlaşmanın içerdiği esas şudur: Himaye altına sığınan kimseler hamisine bütün servetini ve toprağını terk ediyordu. Fakat aynı zamanda hamisi bu toprağı yaşadığı müddetçe kullanmak üzere tekrar kendisine iade ediyordu. Yani toprağın mülkiyeti senyörde kalıyor fakat tebaasına faydalanma hakkını geri veriyordu.
Bunun karşılığında senyör Kendi himayesine giren şahsı her türlü durumlarda düşmanlarına karşı korumak görevini üzerine alıyordu. Himaye altına giren kimse de senyöre mutlak surette itaat etmek ve onun emri altında harp etmek ve ona her konuda tabi olmakla yükümlüydü.