| Yazar | : | E. Büyükelçi Turgut Tülümen |
| İsbn | : | 9754511969 |
| Yayın Tarihi | : | Şubat, 2001 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 174 |
| Ölçü | : | 13 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Boğaziçi Yayınları |
Varşova Büyükelçiliği'ne atandığım 1980 yılı yaz aylarında, Dayanışma Sendikası kurulmuş, sesini duyurmaya başlamış fakat henüz komünist rejim tarafından tescili yapılmamıştı. O tarihte Soğuk Savaş bütün hızıyla devam ediyor ve iki yıldan beri görev yaptığım İran'da yaşanan rehine krizinin Amerikan mevcudiyetini sıfırlamış olmasından yararlanan Sovyetler Birliği, Afganistan'ı kontrole almaya çalışıyordu.
Bu ortamda akla ilk gelen şey, Polonya'da gelişmeler rayından çıktığında, Sovyetler Birliğinin, daha önce Macaristan ve Çekoslovakya'da yaptığı gibi, askeri müdahalede bulunması ihtimaliydi. Dayanışma hareketi Polonya'da komünist düzene karşı ilk direniş değildi. Bundan önceki ayaklanmalar her seferinde şiddetle ezilmiş ve Varşova Paktı'nın Sovyetlerden sonraki en güçlü üyesinin kolay kolay feda edilemeyeceği dost düşman herkese gösterilmişti. Filhakika, Polonya bağı koptuğu takdirde, Doğu Almanya'da konuşlanmış Kızılordu birlikleriyle ne fiziki temas kurulabilir ne de bu ülke kontrol altında tutulabilirdi. Dolayısıyla Polonya'nın kaybını göze almak, sistemin çöküşünü kabullenmek olurdu.
Yeni görevime başlamak üzere Tahran'dan ayrılırken aklımdan bu tür düşünceler geçiyor ve kendi kendime "İşte yine sunturlu bir krizin içine düşeceksin." diyordum. Nitekim öyle oldu ama gelen kriz farklıydı. Kızılordu'nun işgali yerine, Polonya Silahlı Kuvvetleri'nin yönetiminde, komünist rejimlerde görülmemiş ve duyulmamış bir Sıkıyönetim tecrübesi yaşadım. Sovyetler Birliği neden Polonya'nın işgalini göze alamadı? Dayanışma Sendikası'nın başlattığı halk hareketi mi çok güçlüydü, yoksa komünist düzen mi çöküyordu? Belki ikisi birden söz konusuydu.
Kanımca, Gorbachev'in tek başına, "Açıklık ve Yeniden Yapılanma" süreci ile Soğuk Savaş'ı sona erdiren gelişmeleri başlatmış olması mümkün değildir. Onun başarısı, değişikliğin kaçınılmaz olduğunu görmesi ve bu yoldan rejimin ana yapısını kurtarırım umuduyla harekete geçmesidir…