| Yazar | : | Zuhuri Danışman |
| Yayın Tarihi | : | 1972 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 168 |
| Ölçü | : | 13,5 x 20 cm |
| Yayınevi | : | Milli Eğitim Bakanlığı |
Koçi Bey, XVII inci asırda yetişmiş, Türklerin Monteskiyö'sü adını almaya hak kazanmış, değerli bir şahsiyettir. (Koçi) kelimesi, onun adı olmaktan ziyade lakabı olsa gerektir. Bursalı Tahir Bey (Osmanlı müellifleri lll, 119, bir de GOW. S. 414. Babinger)'e göre Koçi Bey bir Arnavut devşirmesidir. Arnavutça (Kuç) kelimesi, kırmızı demektir. İhtimal ki yüzünün kırmızı1ığından bu lakap verilmiştir. Bursa'm Tahir bey, yazma bir nüshaya ve Hidiv kütüphanesi fihristine dayanarak onun asıl adının (Mustafa) olduğunu yazmıştır.
Muhtelif kanyaklardan toplanabilen bilgilere göre Koçi Bey, gençliğinde Göriçe'den İstanbul'a getirilmiş ve saray-ı Hümayuna girmiştir. Saraya giriş senesi, giriş şekli hakkında kesin bilgi yoktur. Sultan Murad ve İbrahim devirleri in'am ve ihsan defterlerinde (Koçi) adına rastlanmamakta, buna karşılık (Mustafa) adına sık sık rastlanmaktadır. Koçi Bey doğrudan doğruya padişaha arizalar takdim edebildiğine göre, o'nun, Saray'da çok mühim ve padişahın mahremi olacak bir mevkide olması icap eder. Bu şekilde padişaha en yakın saraylılar ise şüphesiz (Hasodahlar) dır. Aynı devrede yaşamış olan ve 1045 (1635) yılında bir aralık Enderun'da bulunmuş olan meşhur Evliya Çelebi, seyalıatnamesinin (Cilt I, Sayfa 245) de (Musahib-i sabık Silahtar Mustafa Ağa) dan bahsetmektedir ki, bu musahibin de Koçi Bey olması düşünülebilir. Evliya Çelebi'nin bu husustaki fıkrası şöyledir:
"... kıymetli elbiselere bürünmüş olduğum halde o gün Civan dilsiz ile tavşan dilsiz gelüp, çeşitli şakalar ederek bu hakiri alıp" Hasoda'da silahtar Melek - Ahmed ağa ve…'