| Yazar | : | Solmaz Kamuran |
| İsbn | : | 9751016169 |
| Yayın Tarihi | : | 2000 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 390 |
| Ölçü | : | 14 x 21,5 cm |
| Yayınevi | : | İnkılâp Kitabevi |
SANKİ ON GÜN ÖNCE karlarla kaplı değilmiş gibiydi şehir. İlkbahar pat diye, davetsiz ama kapı ağzında görünce yürekten sevinilen bir misafircesine gelivermişti. Kapıyı bile çalmadan, ansızın... Birdenbire.
Erik ağaçlarının çıplak dalları gündüze denk bir gecenin sabahında, bembeyaz, minicik çiçeklerle; bahçeler, toprağı delerek yükselen pembe, mor sümbüller ve kıpkızıl ya da sapsarı lalelerle şenlenivermişti.
Binlerce yıldır; binlerce insanı bağrına basan İstanbul, onu kucaklayan mavi sulara; Haliç'e, Boğaz'a, Karadeniz'e, Marmara'ya inat yeşermiş de yeşermişti; Galata Kulesi'nin taşlarının arasından yedi tepesinin en yüksek noktalarına kadar...
Üsküdar'ın arkalarındaki yuvar yuvar dağ yavrularından büyük bir alev topu gibi bir anda ortaya çıkan güneş, Ayasofya'nın o muhteşem kubbesini de o anda sanki tutuşturuvermişti. Ve sanki bu Tanrısal işaretle, yüzlerce minareden art arda yükselmişti "Allah-u Ekber, Allah-u Ekber" sedaları, göklerde yankılanarak...
Konstantinopolis, Konstantaniyye ya da şimdi söylendiği gibi İstanbul, hayata bir kez daha "günaydın" diyordu, Allah' a şükrederek. Evler, sokaklar, çarşılar yavaş yavaş canlanıyordu. Dünyanın dört bir yanından gelmiş insanlarıyla yeniden hızlı hızlı nefes alıp vermeye başlamıştı koca dev...
Ve bu koca devi çepeçevre sarmalayan surlarla, ta uzaklardan ona su taşıyan kemerlerin taşları da ısınmaya başlamıştı. Boğaz'ın kenarındaki, Kâğıthane' deki saray yavrusu konaklar; Fatih'te, Eyüp'te yüksek duvarların arkasına saklanmış, çatısı kırmızı kiremitle kaplı, pencereleri kafesli evler; Pera'daki sarı, açık mavi, beyaz boyalı taş binalar; Eminönü, Hasköy, Balat'taki ahşap köşkler; bütün bunların arasındaki hamamlar, hanlar, bedestenler, çarşılar, pazarlar ve şehrin kenarlarındaki derme çatma, yıkık dökük mahalleler birer birer uykudan uyanıyordu.