Kara Kalem II - Kayıpbey Efsanesi
| Yazar | : | N. İpek Gökdel |
| İsbn | : | 9786050957600 |
| Yayın Tarihi | : | 2018 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 525 |
| Ölçü | : | 13,5 x 21 cm |
| Yayınevi | : | Doğan Egemont Yayıncılık |
Kayıpbey Efsanesi’ni bilir misin, ey dost.
Orhun Irmağı’nın kıyılarından başlar,
Anadolu’ya çağlar durur.
Söze hayat verenler onu anlattıkça ovalar inler,
Nal değmemiş dik dağlarının karı erir, çığı savrulur!
Kayıpbey’in hikâyesi dilden dile yayılır da,
Köy otlaklarının yeşiline dokunur.
Çeşme başında bakraç yüklü kızların kara kaşına değer,
Dedelerin yüreğine kor, ninelerin gözüne yaş olur.
Ah Kayıpbey, ah.
Kayıpbey Destanı Ege’nin mavi sularında yankılanır,
İmbatına dolanıp zeytin dallarına geri vurur da,
Duymayan duysun diye çırpınanların çığlığı,
Karadeniz’in tütün kokan dalgalarında boğulur.
Söyle bakalım bildin mi, duydun mu hiç Kayıpbey’i?
O halde, ben söyleyeyim sen dinle.
Kâğıdım alev alsın, varsın kalemim kırılsın...
Kayıpbey’i anlatmayan dilim yansın!
Boynum zaten yoluna devrik,
Sağ kolum hikâyesine hizmetkâr,
Kayıpbey’i bilmeyen kalmasın!
Zamanın birinde yiğit bir er varmış;
Anasının tek doğurduğu, babasının göz nuru.
Yüreğini mengene misali sıkan derdine çare bulmaya uyanmış!
Güneş sıcağını yaymadan,
Ay tutunduğu lacivertten kopmadan,
Çıkmış keçe çadırdan.
“Gitme,” diye ağlamış anası ardından.
Karşısına dikilmiş babası, ak kaşlarını çatmış.
Nafile... yolundan caymamış, el öpmüş, boyun bükmüş,..