| Yazar | : | Mara Meimaridi |
| İsbn | : | 9750402855 |
| Yayın Tarihi | : | Aralık, 2005 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 411 |
| Ölçü | : | 13,5 x 21,5 cm |
| Yayınevi | : | Literartür Yayıncılık |
"Bazı şeyleri de at be anne yoksa burayı pireler saracak." Merdiven altındaki küçük deponun kuytularına doğru ilerlerken, eski tahta döşemeler yerlerinden oynayarak gıcırdadılar.
"Bana iyilik yap da kendi evinle ilgilen! Benim eşyama da karışma; onları istiyorum."
Örümcek ağlarının arasından altı delik bir leğen çıktı. "Bunu neden saklıyorsun?"
"O dedenin lazımlığı."
"Dedem öleli yirmi yıl oluyor anne!" Daha diplere doğru ilerledim. "Bulamıyorum. "
"Bulursun. Oraya, içeriye koymuştum. Sol tarafa bak." "Nasıl bir şey olduğunu hatırlıyor musun?"
"Bildiğin sandık işte."
Görünürde sandık falan yoktu.
"Yoksa burada gizli bir depo daha mı var? Kesin vardır!" "Ben ölünce istediğini yapar, hepsini atıp kurtulursun. Ama yaşadığım sürece olmaz."
"Ama sen ölmezsin ki anne. Bu eski püskü şeylerin bekçiliğini yapmak için hortlarsın. İşte gördüm. Burada, arkada!"
Katina'nın sandığı, en karanlık köşede, 1965'lerden kalma birkaç derginin, üç eleğin, fare kapanlarının ve naftalinlerin altında saklıydı. Sandığı, sürükleyerek dışarı çıkardım. Üzerimden örümcek ağlarını silkeleyerek saçımdaki eşarbı çözdüm. Temiz havanın tadını çıkarmak için birkaç kez derin nefes aldım. Annem bir bez parçasıyla sandığın tozunu alırken ona, sanki kutsal bir şeymiş gibi özenli davranıyordu.
"AI bakalım. Teyzenin sana bıraktığı çeyiz işte bu."
Sandık vişneçürüğü rengindeydi. Sağında ve solunda tutup kaldırmak için birer kulpu vardı. Altı hala sağlamdı. Kordonları çözmemle mumdan yapılmış bir mührün parçalanıp dağılması bir oldu…