| Yazar | : | Muzaffer Gökman |
| Yayın Tarihi | : | 1943 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 48 |
| Ölçü | : | 11,5 x 15,5 cm |
| Yayınevi | : | Ak-Ün Matbaası |
Fatih Medreselerini tanıtmağa çalışacak olan bu küçük kitabımızda Fatih Camiinden bahsedecek değiliz. Fatih Camii hakkında yazılmış müteaddit yerli ve yabancı eserler bu büyük müebbet zafer abidesini bizlere kâfi derecede tanıtmış bulunmaktadır.
Biz burada geniş bir sahayı işgal eden bir kısmı yıkılmış, diğer kısmı harap olmaya mahkûm ve her gün önünden geçerken başımızı bile çevirmeğe lüzum görmediğimiz, kubbelerinde incir ağaçları bitmiş Osmanlı Türklerinin ilk Üniversitesi olan Sahnı Seman medreselerini İstanbul fethinin beş yüzüncü yılına yaklaştığımız bu senelerde yeni nesle tanıtmaya çalışacağız.
Osmanlı kültür müesseseleri bir hat üzerinde tetkik edilecek olursa, bünyesi bazen lehte, bazen aleyhte çıkış ve inişler kayıt eder. İlk kuruluşlarından itibaren Fatih devrine kadar yükselen bu hat bu devirde canlılığını muhafaza ettikten sonra ikinci Beyazıt zamanında yavaş yavaş alçalmaya başlar. Teessüf olunur ki ilk yükselmeyi kaydeden hükümdarın oğlu, devrinin sayılı âlimlerinden Lütfi Tokadi'yi serbest düşüncelerinden dolayı ölüme mahkûm eder.
İkinci yükselme Kanuni devrindedir. Kendi adı ile medrese yaptırır. Tıp ve riyaziye derslerine ehemmiyet verir. Fatih'in birinci yükselmeyi kaydettiği devirde Garp bizden aşağı seviyede, ikinci çıkışı kayıt eden Kanuni zamanında Garp aynı seviyeye erişmiştir. Garpte matbaa icat edilmiş, dev adımlarla ilerlemekte iken biz henüz yazmalarla bu işi görmeğe çalışmaktayız. Bu tarihten sonra bazı bilgilerde mesela coğrafyada Piri Reis ve Seydi Reis hamleler kaydediyorlarsa da, diğer sahalar durgundur. Bu gibi hamleler sonraları Hoca Saddettin, Taşköprülü Zade ve Kâtip Çelebi gibi bir iki şahsa inhisar ediyor. Bunlar da umumi inhitat seli arasında karışıp gidiyorlar. Eski istilalar durmuş olduğundan, Garp bizim için artık kapalı bir kutudan başka bir şey değildir. Matbaanın memleketimize girdiği tarihten itibaren Meşrutiyet devrine kadar geçen müddet içinde yarım kalan veya zahiri kalkınmalar Fatih veya Kanuni kutupları yanında zayıf birer ışıktan başka bir şey olamıyor.