| Yazar | : | Mahmut Ak, Fahameddin Başar |
| İsbn | : | 9756596201 |
| Yayın Tarihi | : | 2003 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 159 |
| Ölçü | : | 16,5 x 23,5 cm |
| Yayınevi | : | Tarih ve Tabiat Vakfı |
İstanbul coğrafi konumu ve tarihi gelişimi ile dünya siyasetindeki önemini, değişen güç merkezleri ve gelişen teknolojik imkânlara rağmen bugün de sürdürmektedir. İstanbul'un Osmanlılar tarafından fethinin 550. yıldönümünün kutlandığı bu günde elimizdeki kaynaklar Fatih Sultan Mehmed'in, dünya tarihindeki çeşitli milletlerden birçok hükümdarın rüyasını süsleyen 54 günlük yoğun bir kuşatma sonucunda ulaştığı bu büyük zaferini günü gününe takip etme imkânı vermektedir.
İstanbul'un fethi, bunu hazırlayan birçok olaydan bağımsız ve birdenbire gelişen bir siyasi ve askeri hareket olarak değerlendirilmemelidir. Her şeyden önce, özellikle Yıldırım Bayezid'in ısrarlı ve planlı bir siyasetle İstanbul'un fethine öncelik vermesi sonucunda kazanılan tecrübeler yanında, Musa Çelebi'nin ve II. Murad'ın bu yöndeki çabalarının sonuçları bu büyük fethin hazırlık çalışmaları olarak görülebilir. Babası tarafından devlet yönetiminde başarılı olmak üzere küçük yaştan itibaren tecrübeli devlet ve ilim adamlarının gözetiminde ciddi ve özel bir eğitim almasına dikkat edilen Fatih Sultan Mehmed, daha ilk hükümdarlığında büyük projelerin takipçisi ve uygulayıcısı olacağını göstermiştir. Ancak, başta Veziriazam Çandarlı Halil Paşa olmak üzere ihtiyatlı ve temkinli idareciler tarafından zamansız görülen bu ciddi niyet ve düşünceleri sebebiyle ilk hükümdarlığından sonra tekrar Manisa valiliğine gitmek zorunda kalan Sultan Mehmed, bu dönemini de İstanbul'un fethinin ve genelde devlet yöneticiliğinin fikri hazırlıkları ile geçirerek değerlendirmiştir.
II. Murad'ın ölümü üzerine müstakil padişah olarak idareyi ele alan Sultan Mehmed, bundan sonraki bütün siyasetini İstanbul'un fethini gerçekleştirmek üzere kurmuş ve girişilecek kuşatma için muhtemel engelleri ortaya çıkmadan etkisiz hale getirmiştir. Devrin tüm imkânlarını kullanarak ve padişahın, siyasi ve askeri tarih alanın da bizzat yeni buluşlar yaparak karadan ve denizden tam bir çember içerisine almak suretiyle sürdürdüğü İstanbul kuşatması, Türk kuvvetlerinin başarısıyla sonuçlanmıştır. Bu fetih, İstanbul için bir tahrip olmayıp, tarihine yakışacak, hatta onu yüzyıllarca dünya siyasetinin merkezi yapacak...