| Yazar | : | Meri Çevik Simyonidis |
| İsbn | : | 9786056186899 |
| Yayın Tarihi | : | Hzairan, 2012 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 462 |
| Ölçü | : | 13,5 x 21 cm |
| Yayınevi | : | Som Kitap |
Kendimi bildim bileli, her zaman, bir şeyleri ilk yapmak, alışılmayanı denemek isteğim baskın tercihim olmuştur. Böyle bir çalışmayı hazırlamak alışılmış gibi görünüyor olsa da, yaptığım araştırmalarda pek de öyle benzerine rastlamış değilim açıkçası. Özellikle İstanbul'da yaşamış Rum insanını anlatan veya Rum kültürüyle ilgili gerek okuduğum kitaplarda, gerek gittiğim kitapçılarda, özellikle de çeşitli mutfak kültürlerinin içinde yer aldığı yemek kitaplarının bu kadar moda olduğu yaşadığımız bu dönemde bile hala Rum insanının İstanbul'da ürettiği tatlarla ve geriye bıraktığı mutfaktaki maharetleriyle ilgili pek bir şeye rastlamadım. Ve biliyoruz ki İstanbullu Rumlar gerek lokanta, gerek pastane, gerek meze, gerek çikolatacılık olsun hatırı sayılır bir miras bırakmıştır günümüz insanına. Şu anda bile var olan birçok marka ismin ilk sahibinin İstanbul'da yaşamış olan Rum insanı olduğunu genç nesle göstermek ve tanıtmak iyi olacaktır, diye düşündüm. Ve birçoklarını bizzat tanıdığım, diğerlerini de araştırarak bulduğum yeme içme sektörüyle uğraşmış, emek vermiş bu insanlar ile konuşarak, onlara sorular sorarak, İstanbul'daki hayatlarını, nasıl ayakta kalabildiklerini, hangi ruh haliyle bu tatları yaratabildiklerini sordum. Ayrıca kendi ağızlarından verdikleri yemek tarifleri ile -ki bunların hepsi birer marka yemek tarifidir- bu röportajları tamamladım.
Bazılarını Atina'da buldum. Bazılarını Gökçeada ve Bozcaada'da, İstanbul'da Balıklı Rum Hastanesi'nin ihtiyarhanesinde, bazılarını da Adalar'da... Her biri de sağ olsun, büyük samimiyetle, sevgi ve içtenlikle benim sorularıma cevap verdi, hayatını benimle paylaştı bir bakıma. Yeri geldi beraberce ağladık, yeri geldi kahkahalarla güldük ama çok iyi bir iş çıkardık beraberce…