| Yazar | : | Mustafa Necati Yıldırım |
| İsbn | : | 9786054307548 |
| Yayın Tarihi | : | Ekim, 2010 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 123 |
| Ölçü | : | 13,5 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Heyamola Yayınları |
İstanbulum başlığıyla yürütülen kitap projesi kapsamında doğup büyüdüğüm semti, Bahçelievler'i yazmam istendiğinde hiç düşünmeden kabul ettim. Kurguyla karşılaştırıldığında, bunca yıldır her köşesini ezbere bildiğim bir yer üzerine yazmak ne kadar zor olabilirdi ki? Üstelik şöyle bir geçmişe uzanmak, aynı sokaklarda turlayıp eski hayaletlere merhaba demek de başlangıçta çok eğlenceli bir fikir gibiydi.
Ancak kitabı kafamda evirip çevirmeye başladığım ilk gün bu işin o kadar da kolay olmayacağını fark ettim. Eski kentin semtlerini düşündükçe durumumun hiç de parlak olmadığına kanaat getirdim. İstanbul'un neredeyse İstanbul kadar eski semtleriyle karşılaştırdığımda Bahçelievler gözüme sanki hiç var olmamış gibi gelmeye başlamıştı. Ne kayda değer bir kalıntısı, ne kentin tarihinde anlam ifade eden bir yeri, ne abide kişilikleri, ne de etrafında nesilden nesile öyküler kurulan bir mitolojisi vardı. Bahçelievler kelimenin tam anlamıyla yoktan var olmuş gibiydi. Klavyenin başına geçtiğimde anladım ki, elimde otuz beş yıllık kişisel tarihimle, bu semte karakterini veren insan hikâyelerinden başka bir şey yoktu.
Sonra bunun o kadar da kötü bir durum olmadığını fark ettim.
Bugün bildiğimiz İstanbul'un büyük bir kısmı tam da böyle değil miydi zaten? Üstelik Bahçelievler onca yoktan var olan semt arasında nispeten şanslı sayılabilecekler arasındaydı...