| Yazar | : | Ari Çokona |
| İsbn | : | 9789756121979 |
| Yayın Tarihi | : | Ekim, 2009 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 159 |
| Ölçü | : | 13,5 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Heyamola Yayınları |
"Karşımızdaki evde yangın çıktı. Yangını ilk görüşüm. Şaştım. Korktum. Büyük babam, yangın bize atlamasın diye pencereden Kuran'ı tuttu karşıdaki alevlere. Yangın söndü. Kuran gücüyle, hatta itfaiye gücüyle de değil. Ama yaktığı evi kül ederek söndü kendiliğinden. Ve ben bir saat sonra ilk şiirimi yazdım. Yangın...'. Nazım Hikmet, ilk yazdığı şiiri böyle anlatır. Doğrudur! Yangın bir çocuğu şair yapacak kadar derinden etkileyebilir.
Evimizin yanıp kül oluşu beni şair yapamadıysa da, o güne kadar sorunsuzca, huzur içinde yaşadığım çocukluğumu erken bitirdi. O korkunç gün ne güzel başlamıştı oysa! Mevsimlerden bahardı, okulla Polonezköy'e geziye gitmiştik. Annem beni erkenden uyandırmıştı ve Fener vapur iskelesinin önünde okulumun kırmızı otobüsüne binmiştim. Ailem yanımda olmadan o kadar uzağa ilk gidişimdi. Dünmüş gibi hatırlıyorum. Biz büyükler küçüklerle maç yapmış, onları perişan etmiştik. Ata bile binmiştim. Benden daha yürekli olan sıra arkadaşım Mario gösterişli aygırı, bense ufak tefek kısrağı seçmiştik. Ama nedense o görkemli aygır ağır ağır giderken, benim kısrak erkeğine yetişmek için peşinden dörtnala koşuyordu. Çok eğlenmiştim. Ata binmiş, futbol oynamış, annemle anneanneme götürmek üzere kır çiçekleri toplamıştım.
Fener'e döndüğümüzde hava kararmaya yüz tutmuştu. İskelenin önünde mahallemizden iki çocuk beni bekliyordu. İlk tepkim anneme kızmak oldu. Karanlık da olsa eve tek başıma dönecek kadar büyümemiş miydim artık? Beni almaya birilerini göndererek arkadaşlarımın önünde küçük düşürmesinin ne gereği vardı?
Yol arkadaşlarımın davranışları bir tuhaftı. "Canını sıkma, olur böyle şeyler." dediler. "Kimsenin burnu bile kanamadı, önemli olan da bu!" "Ne oldu ki?" diye sordum. Gezinin nasıl geçtiğini filan sorarak sorumu geçiştirdiler. Kötü bir şeyler olduğunu anlamıştım ama fazla üstlerine varamadım. Üçümüz de önümüze bakarak konuşmadan yürümeye devam ettik…