| Yazar | : | Cafer Hergünsel |
| İsbn | : | 9786054307821 |
| Yayın Tarihi | : | Ekim, 2010 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 180 |
| Ölçü | : | 13,5 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Heyamola Yayınları |
İstanbulum projesinin ikinci etabında Emirgan'ı yazmam istendiğinde çok sevindim. Zaten her gün Emirgan'ı yazıyordum öykülerimde. Aklımdan bir an bile çıkmıyordu ki...
Semtimi severim. Çılgınlar gibi severim, ölürcesine severim. Daha otobüse biner binmez Emirgan hasreti başlar bende. Huzursuz olurum, keyfim kaçar, yerim kendi kendimi. Dönmek isterim, ama yapılacak işlerim vardır. Bu nasıl sevgidir böyle, Çınaraltı kaçacak gibidir. Buharlaşıp uçacak gibidir. Alışkanlık mı desem, sevgi mi, tutku mu desem. İnsan ancak yuvasını, sevgilisini böyle özler, böyle sever...
Bu tümceleri ne zaman yazmıştım? Bir esrime, bir coşku anı mıydı? Nasıl sevilmişti bu sözcükler. Emirganlıların dilinde bir marş haline gelmişti. Gerçekten, bu nasıl sevgiydi böyle? Otobüse biner binmez, Emirgan'ı özlüyorduk. Bu, tüm Emirganlılarda bulunan ortak tutkuydu. Öykülerimle ilgili geceler yapılıyor, öykü kahramanlarım tanıtılıyor; şair, yazar dostlarım gelip benim ve semtimle ilgili konuşmalar yapıyorlardı. 30 yıldan fazladır Emirgan'dayım. Nasıl da sevdiler Emirganlılar beni. Sımsıkı kolları, kanatları altına aldılar. Kurda kuşa yem etmediler beni. İyi günümde, kötü günümde hep birlikte olduk.
Öykülerimde hep Emirgan ve çocukluğumun, ilk gençlik yıllarımın geçtiği Hendek vardı. Hendek'i ikinci bir yürek gibi hep içimde yaşattım. Bayram günleri yakınlarımı görmeye giderim.