| Yazar | : | Sema Kancan |
| İsbn | : | 9786054307265 |
| Yayın Tarihi | : | Ekim, 2009 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 109 |
| Ölçü | : | 13,5 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Heyamola Yayınları |
Beykoz'la ilk tanışmamız, 1977 yılına denk gelir. İlkokula başlamadan önceki tarihler Beykoz'a pek çok ziyaretlerimiz olmuştu ama, zihnimde ilk yer eden tarih 1977 yılıdır. Babamın Kavacık'ta satın aldığı -bir nevi kibarca kazıklandığı- arsaları görmeye gitmemizle, benim de ilk Beykoz maceram başlar.
Bütün ailece, Beykoz'la ilişkilerimiz ve maceramız, o dönemin kuş uçmaz kervan geçmez mevkiisindeki arsalarla sınırlı değildi tabii ki. Beykoz'la teşrik-i mesaimiz, ailemizin en haylazı olan Sebahattin ağabeyimin Çavuşbaşı'ında binası yeni inşa edilmiş olan kur'an kursuna gönderilmesiyle başlar. Sebahattin ağabeyim Endüstri meslek lisesinde okuyordu. O zamanlarda, lisede de okusanız, bir zorunluluk dürtüsüyle, bir ideolojik gruba intisap etmeniz gerekli gibiydi. Hele bir de endüstri meslek lisesinde okuyorsanız... İşte o haylaz Sebahattin ağabeyim de, muhafazakâr ve milliyetçi ailemizin geleneği içerisinde ülkücülüğü tercih etmişti.
Türkiye'nin o yıllarında, ilerisini görmenizi engelleyen puslu, geminizi yakan tozlu ve isli havası içerisinde kimin ne yaptığı bilinmiyordu. Çarpıklıklar doruk noktadayken, abimin ülkücülüğü babamın canına tak ediverdi. Bir çare arayan babam, ağabeyimin hem öldürülmekten kurtarılması, hem de ıslah olabilmesi amacıyla onu Çavuşbaşı'ndaki Kur'an Kursu'na yatılı olarak vermişti. İşte o tarihlerden itibaren, Beykoz'a geliş gidişlerimiz başlamıştı. Bir taraftan 1972 yılından beri vergisi her daim ödenen arsaları görmeye gidiyorduk. Bu fırsatla da abimin kaldığı, ormanla komşu, Kur'an Kursu binasına her hafta sonu ziyaretlerimiz de başlamış oluyordu. Benim için o yıllar, Beykoz'la daha yakından tanışma dönemidir. O küçücük çocukluk dünyamız içinde, İstinye ile Beykoz arasında gidip gelmeler her seferinde yeni bir macera idi. İstinye'den binilen dolmuşla Yeniköy'e gidilir. Motor iskelesinden, Beykoz'a kalkan motorlara binilerek Beykoz Çarşı merkezine varılırdı. Bu koşuşturma, 3 yıl boyunca her hafta sonu devam etti...